Tanrinin Tarihi Islam, Hristiyanlik ve Yahudiligin 4000 Yillik Tarihi

Tanrinin Tarihi Islam, Hristiyanlik ve Yahudiligin 4000 Yillik Tarihi

Karen Armstrong

Yayıncı
Pegasus Yayincilik
Sayfa
608
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2017

Özet

Tek tanrı düşüncesinin yüzyıllar içindeki dönüşümünü izleyen Karen Armstrong'un Tanrinin Tarihi Islam, Hristiyanlik ve Yahudiligin 4000 Yillik Tarihi kitabı, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın Tanrı tasavvurlarını karşılaştırmalı bir çizgide ele alır. Anlatı, eski Yakın Doğu'daki çoktanrılı dünyadan İsrail geleneğinde monoteizmin gelişimine, ardından Hristiyanlık ve İslam'ın aynı mirası farklı toplumsal ihtiyaçlarla yeniden yorumlamasına uzanır. Armstrong inanç tarihini doğrusal bir ilerleme olarak sunmaz; teologların, mistiklerin, filozofların ve reformcuların kavramları her dönemin siyasal ve kültürel koşulları içinde nasıl değiştirdiğini gösterir.

Kitabın geniş zaman çizgisi klasik felsefe, Orta Çağ mistisizmi, Reformasyon, Aydınlanma ve modern kuşkuculuk arasında bağlantılar kurar. Bu yapı, Tanrı fikrini değişmez bir tanım yerine insanlar tarafından sürekli yeniden kavranan tarihsel bir deneyim olarak düşünmeye açar. Üç geleneğin birbirinden bütünüyle yalıtılmış olmadığını; tartışma, aktarım ve karşılaşma yoluyla ortak sorular ürettiğini vurgular. Bu ortaklıkların dönemlere göre değişen siyasal ve kültürel koşullarla biçimlendiğini ayrıca belirtir. Bu karşılaştırmalı ölçek, modern Tanrı tartışmalarının uzun bir entelektüel tarihin devamı olduğunu gösterir.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 4 gönderi

gülderen@gulgunes15· 5ay🇹🇷

Bütün dinler mutlaka bir miktar insan biçimcilikle başlar. Aristoteles 'in İlk hareket ettirici'si gibi, insandan tamammen uzakta bir tanrı, tinsel bir arayışa ilham kaynağı olamaz. Bu yansıtma kendi içinde bir son oluşturmadığı sürece kullanışlı ve yararlı olabilir. Şurası da belirtilmeli ki Tanrı'nin insanı terimlerle tanımlandığı bu hayali portresi Hindu dininde mevcut olmayan bir toplumsal kaygıya kaynaklık etmiştir.

9
gülderen@gulgunes15· 5ay🇹🇷

Biz modern insanlar düşünmeyi bir etkinlik, yaptığımız bir şey olarak görürüz. Platon ise onu zihinle ilgili bir şey olarak tasavvur etmiştir: Düşünce , nesneleri onları düşünen insanın anladığında aktif olan gerçek (lik)lerdi. O ,Sokrates gibi, düşünceyi bir anımsama süreci, hep sahip olup da unutmuş olduğumuz bir şeyin idarki olarak görmüştür. Çünkü insanoğlu bozulmuş tanrisallikti, tanrısal dünyanın formları onun içindeydi ve onunla, basit bir rasyonel ya da tanrısal etkinlikten ibaret olmayan, içimizdeki ebedi gerçeğin sezgisel algısına akıl yoluyla "temas edebilir"di. Bu anlayış tarihsel tek tanriciligin her üç dinini de büyük ölçüde etkilemiştir.

9
Augustus@augustus· 2h🇹🇷

Dinin bugün pek ilgi çekmeyen bir şey gibi görünmesinin nedenlerinden birisi, birçoğumuzun, artık etrafımızın bilinmeyenle çevrili olduğunu unutmuş olmasıdır. Bilimsel kültürümüz bizleri, dikkatlerimizi önümüzde duran fiziksel ve maddi dünyaya odaklandıracak şekilde eğitmektedir.

5
Bookspace· 8ay🇹🇷

aynı evde büyümüş aynı din aynı tarikat aynı camatin üyeleri bile aynı tanrıya inanmaz. insan kendi tanrısını kendine göre oluşturur örneğin daha merhametli insanların tanrısında affedicilik özelliği daha çok öne çıkarken daha katı insanların tanırsında cezalandırma özelliği ön plana çıkar. Dünya, her an her köşede ya da geçmekte olan bir yabancının kişiliğinde beklenmedik bir şekilde algılanan tanrılarla doluydu..

4

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir