
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 448 p. Harem'e giren gözü dönmüs askerlerin tatli canina kiymak üzere üsüstügünü gören Kösem Sultan önce söz silahini çekti ve bu gayyadan kurtulmaya çalisti. Olmayinca, para ve servetine el atip altinla dolu hazînesini teklif etti. Ancak kapiya dayanmis olan ecel aman vermek istemiyordu. Her saniyesi bir saat gibi gelen bu dehsetli zaman zarfinda geriye bir tek yol kaliyordu; tam bir yigit gibi dövüsmek... Nitekim Kusçu Mehmed denilen rezille arasinda zorlu bir bogusma patlayiverdi. Zilletin prangasini azi disleriyle çigneyip tüküren o asil küheylan, ak saçlarina ragmen nefsi müdafaaya girismeyi seçiyordu. Nitekim sonu mutlak bir ölüme çikan bu er meydaninda kükremis bir arslan gibi dövüsüyordu. Bu esnada cani yanan Kusçu, o sefil hançerini Kösem'in gözüne saplayiverdi. Simdi ulu Vâlide'nin yorgun ve atesli basi yaz yagmuruna tutulmus bir tas gibi terlerken, narin vücudu kizil kaninda yikaniyordu. Essiz Vâlide'nin bas kâtili onu öldü zannederek birakti. Tam da bu kanli odadan uzaklasmaya baslamislardi ki, onun inleyerek nefes aldigini farkettiler. Bu kanli gecenin sansiz kâtilleri o disi kaplanin yilmaz gögsüne çakili örste hâlâ hayat demirinin dövülmekte oldugunu anlamislardi.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!