
Aslında içimizde yıkacak ve yeniden inşa edilecek o kadar çok şey var ki...

İlkokul öğretmeni olmak üzere yetişen genç Şevket Süreyya, Birinci Dünya Savaşı başlayınca eğitim yolundan ayrılıp cepheye gider. Suyu Arayan Adam, Şevket Süreyya Aydemir'in kendi hayatını anlattığı bir arayış kitabıdır. Savaşın ardından Büyük Turan ülküsünün peşinde Kafkasya ve Hazar çevresine yönelmesi, onun kimlik ve toplum düşüncesini farklı coğrafyaların gerçekliğiyle sınamasına yol açar.
Rusya'da Sovyet Devrimi'nin sürdüğü yıllarda bulunan Aydemir, Enver Paşa'nın da aralarında olduğu dönemin önemli isimleriyle karşılaşır. Eğitimini orada tamamladıktan sonra Türkiye'ye döner; siyasal fikirler, çalışma hayatı ve devlet hizmetindeki görevler, aradığı anlamın farklı duraklarına dönüşür. Yaşam çizgisi sonunda Orta Anadolu bozkırında toprağa yönelişle yeni bir biçim kazanır.
Suyu Arayan Adam, kişisel anıları yirminci yüzyılın büyük siyasal hareketleriyle birleştiren bir otobiyografidir. Avrupa'dan Çin'e ve Himalayalar'a uzanan geniş sorun alanı, tek bir insanın değişen inançları ve deneyimleri içinden görülür. Aydemir, geçmişteki tercihlerini yalnızca savunmak yerine onları nasıl yaşadığını ve dönüştürdüğünü anlatır. Kitabın merkezinde, hazır bir cevabı kabul etmektense hayat boyunca yönünü yeniden belirleyen bir insanın düşünsel su arayışı vardır.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

Aslında içimizde yıkacak ve yeniden inşa edilecek o kadar çok şey var ki...

“Ben bir köy çocuğuydum. Fakat içimde, çocuk yaşlarımdan beri bir şeyler arayan bir tarafım vardı. O ‘bir şeyler’, nedir, bilmiyordum. Fakat biliyordum ki, bu arayış hiç bitmeyecekti.”

Bu aralar okuduğum. Yakın dönem ülke tarihine ilgisi olanların mutlaka bir göz gezdirmesi tavsiyemdir nitekim bana da tavsiye edildi.

Yazar, Osmanlı imparatorluğunun son dönemi ile Cumhuriyetin ilk yılları dönemi sizleri yolculuğa çıkaran kendi otobiyografisini kaleme almış, oldukça bilgilendirici bir kitap, sıkıcı tarih kitaplarından değil, tavsiye ederim

“Hayat, insanın kendi kendini aramasıdır. Kimseye benzemezsin, benzeyemezsin. Çünkü sen, sensin.”

“Şarklının gözünde sahip, yahut hüdavend, ancak tapılacak yerde olduğu, hükmünü yürütebildiği zaman bir kudrettir. Put, yere düştüğü gün, bütün sihrini kaybeder.”

“Çocuğum! Sen zavallı bir yolcusun. Ve yolculuğun, saptığın çölün kumları içinde, susuzluktan sona erecektir...”

“Bu gibi hallerde en dayanamadığı şey uykuydu. Düşman ve ölüm tehlikesini ileri sürmekle onu uykudan önlemeye çalışmanın hiç bir faydası yoktu. Çünkü bu askerler ölüme karşı cesur olmaktan ziyade, ölüm hakkında ilgisiz, bilgisizdiler. Ölümü, yaşamak gibi basit ve tabiî sayıyorlardı. Tehlike anlamına ise, şuurlarında hiç yer vermiyorlardı.”

“Bizim neslimiz, hem Osmanlı’nın çöküşünü hem Cumhuriyet’in doğuşunu yaşadı. Bu iki uç arasında ezildik, biçimlendik ve arandık.”
“Ben bir köy çocuğuydum. Fakat içimde, çocuk yaşlarımdan beri bir şeyler arayan bir tarafım vardı. O ‘bir şeyler’, nedir, bilmiyordum. Fakat biliyordum ki, bu arayış hiç bitmeyecekti.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş