Süt ve Bal, aşkın açtığı yaralardan kayıp, travma, sömürü, kadınlık ve iyileşmeye uzanan şiirleri dört bölümlü bir yapı içinde toplar. Rupi Kaur, acıyı tek bir döneme kapatmak yerine incinme, sevme, ayrılma ve yeniden ayağa kalkma aşamaları arasında hareket eder. Bölümler, duygusal bir yolculuğun birbirinden ayrılan fakat birbirini tamamlayan durakları gibi okunur.
Kaur'un kısa dizeleri gündelik ve doğrudan bir dil kullanır. Şiirlerde beden, yakınlık, özdeğer ve yıkıcı ilişkilerin bıraktığı izler öne çıkar; yazarın kendi çizimleri de bu yalın biçime eşlik eder. Metinler uzun açıklamalardan kaçınarak tek bir duyguya, görüntüye ya da fark ediş anına yoğunlaşır. Bu tercih, şiirleri hızlı okunur hâle getirirken her parçanın okurda kişisel bir çağrışım uyandırmasına alan bırakır.
Kitabın merkezindeki hareket, acıyı inkâr etmekten çok onun içinden bir iyileşme imkânı bulmaktır. Kadın deneyimine odaklanan parçalar, kişinin kendi sesi ve bedeni üzerinde yeniden söz sahibi olmasını önemser. Süt ve Bal, geleneksel ölçü ve uzun biçimler arayanlardan çok çağdaş, görsel ve itirafçı şiire yakın duran okurlara seslenir. Koleksiyonun people-first değeri, kırılganlığı zayıflık olarak değil, dönüşümün başlangıç noktası olarak ele almasında yatar.