Struma Vicdanları Sorgulatan Hikâye
Kurgu

Struma Vicdanları Sorgulatan Hikâye

Aaron Nommaz

Yayıncı
Destek Yayınları
Sayfa
269
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2019

Özet

Aaron Nommaz'ın Struma: Vicdanları Sorgulatan Hikâye romanı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Romanya'dan ayrılan Struma gemisinin tarihsel felaketini David Stoliar'ın yaşamı üzerinden anlatır. Nazi baskısından kaçan Yahudi yolcular Filistin'e ulaşma umuduyla yola çıkar; geminin İstanbul açıklarında bekletilmesi ise bireysel umutları devletler arasındaki kararların insafına bırakır. Kurmaca, olayın bilinen tarihsel çerçevesini David'in gençliği, ilişkileri ve gemideki deneyimleriyle birleştirir. Bu anlatım büyük sayıların ardında kalan tek tek hayatlara odaklanır.

Romanın merkezindeki vicdan sorusu, felaketi geçmişte tamamlanmış bir deniz kazası olarak görmeyi engeller. Bürokratik gecikme, sınır politikaları ve savaş koşulları, korunmaya muhtaç insanların nasıl görünmezleştirildiğini gösteren ortak bir yapı oluşturur. David'in tanıklığı, hayatta kalan tek kişinin hafızası ile yüzlerce kaybın temsil edilemez ağırlığı arasında durur. Nommaz'ın anlatısı, tarihsel bellek ile edebî tanıklığın sınırlarını gözetirken sorumluluğun tek bir aktöre indirgenemeyecek kadar geniş olduğunu belirginleştirir. David'in kişisel hikâyesi, gemideki yolcuları isimsiz bir kalabalık olarak algılamaya karşı anlatısal bir direnç oluşturur. Tarihsel olay ile kurmaca karakterleştirme arasındaki bağ açık tutulduğu için eser belge olduğunu iddia etmeden tanıklık sorumluluğu üstlenir. Deniz, umut edilen geçiş yoluyken siyasal sınırların kapandığı bir bekleme mekânına dönüşür. Bu karşıtlık, karar vericilerin uzaklığı ile yolcuların bedensel kırılganlığını aynı sahnede bir araya getirir.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 13 gönderi

SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Eskiden zarif şapkalı kadınlar, görgülü erkekler olurdu. Beyaz gömlek üzerine günün modasına uygun takım elbiseler giyen beyefendiler dolaşırdı. Oysa şimdi tımarhaneden çıkmış gibi dolaşan gençler.

13
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Ne zaman canım sıkkın olsa, söylemeden anlar, ben çağırmadan gelip beni bulur ve rahatlamam için çabalar. Hiçbir şey yapamazsa elimden tutup, bahçede yürümemizi ister. Benim üzerimde sihirli bir etkisi vardı. Bu yüzden, o büyüyünce gazeteci olmak istese de benim ona yakıştırdığım meslek sihirbazlıktı.

13
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Favori kitabım olan SERENAD’da okuduğum olay kitabını yeni farkettim yazarı daha önce okumuştum bu insanlık dramını öğrenmenizi isterim okumaya yeni başlayacağım bitirince ilgilenenlere fikrimi seve seve söylerim.

12
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

“Yemin ederim senden daha iyi bir arkadaş bulmayacağım. Söz veriyorum, çok çalışıp bütün sınıfları geçip, sana döneceğim.” Birbirimizin kalp atışlarını duyabiliyorduk. O anda, ikimizi de farklı bir hayat çizgisinin beklediğini bilmiyordum elbette.

11
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

SON Elsi ve bebeğim Karadeniz’in derinliklerinde kayboluyor! Dalıp, tutmaya çalıştım. Eteğini tutum ama elimden kaydı. Gözlerim büyük bir acıyla yanıyor. Karanlık...

10
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Atlı arabaların yerini yeni otomobiller alıyordu. Nal seslerine arabaların güçlü motorlarından çıkan kükreme karışıyor, şık kıyafetli insanların aralarına süzülen, asker kıyafetliler kadar tezat oluşturuyordu.

10
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Bir insanın kaç mutlu günü varsa, o kadar yaşamıştır!

10
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Yüzlerce yıl sonra bölgeye gelen Osmanlıların hâkimiyeti uzun sürdü. Yüzyıllar boyunca adalet ve refah içinde yaşadıktan sonra, Ruslarla bir olup, Osmanlıları kovdular. Sonra Ruslarla da bozuştular ve Romen olduklarını yeniden hatırlayıp, atalarını canlandırma gayretine düştüler.

10
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Adamlardan biri, midesinden yükselen bulantıyı zor durdurdu. Yanık insan eti kokusu genzini tıkamış, nefes almakta zorlanıyor gibiydi. Komutan, aynı sakinlikle söylendi: “Hepinize göstereceğiz bunu: Romanya Romenlerindir!”

10
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Kazanıp kaybetmek değil, mücadeleden vazgeçmemek önemli!

9
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Bubi, yine o güne dönmüş gibi oldu, sesinden anlıyorum. Beni fabrikada ziyaret ettiği güne... “Bu kadar insanla değil Hayfa’ya, İstanbul’a ulaşabilsek, mucize olacak!” Mehşer böyle bir yer olmalı…

7
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Saniyeler, dakikalar geçmek bilmiyor ama günler, haftalar su gibi akıp gidiyor.

7
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

Aradan yıllar geçebilir. Hayatıma başkaları girebilir ama artık eminim: Elena’nın bendeki yeri ebediyen aynı kalacak. O, benim ruhumun bir parçası. Bu gerçeğe direnmeye çalışmanın anlamı yok. Bir de artık şunu anlıyorum ki içimde hâlâ bir yerlerde, Elena’nın bir gün geri döneceğine dair bir umut varmış. Oysa bugün o umut bitti; hissediyorum.

5

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir