
O. Henry’nin Son Yaprak hikâyesi, Greenwich Village’da yaşayan genç ressamlar Sue ile Johnsy’nin yoksulluk, hastalık ve dayanışma deneyimini anlatır. Zatürreye yakalanan Johnsy, pencerenin karşısındaki sarmaşığın yapraklarını saymaya başlar ve son yaprak düştüğünde kendisinin de öleceğine inanır. Sue arkadaşını hayata bağlamaya çalışırken aynı binada yaşayan yaşlı ressam Behrman’dan yardım ister. Yağmurlu ve fırtınalı gecenin ardından duvarda kalan tek yaprak, Johnsy’nin kesin sandığı son ile gerçeklik arasına girer.
Hikâye umudu soyut bir öğüt olarak sunmaz; bir insanın başka biri için üstlendiği somut risk üzerinden kurar. Behrman yıllardır yapmayı düşlediği başyapıtı sergi için değil, Johnsy’nin görebileceği bir duvara üretir. Yaprağın gerçeği finalde açıklandığında sanatın değeri görünüşten çok yarattığı yaşama iradesiyle ölçülür. Sue’nun bakımı, doktorun uyarıları ve Behrman’ın eylemi birlikte çalıştığı için iyileşme tek bir mucizeye indirgenmez. Kısa anlatının duygusal ağırlığı, fedakârlığın sonucunu gösterirken onu kahramanca bir konuşmayla süslememesinden gelir.
Johnsy’nin iyileşme kararı, yaprağın düşmemesine duyduğu şaşkınlıkla başlar. Bu dönüş, Behrman’ın resminin tıbbi bakımın yerini almadığını, iyileşme isteğini yeniden kurduğunu gösterir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş