
Bir insanı sevmekle ona 'ait olmak' arasındaki ince çizgiyi geçtiğin an, kendine ihanet etmeye başlarsın. Çünkü gerçek sevgi, özgürlükle beslenir; sahiplikle değil.

Sokrates'in Savunması, yargıçların karşısında yaşamı ile düşünme biçimi arasında seçim yapmak zorunda kalan bir insanın sesini taşır. Sokrates, dinleyicilerin hoşuna gidecek sözler söylemediği, yakınarak merhamet istemediği ve kendisine yakışmadığını düşündüğü davranışlara başvurmadığı için hüküm giydiğini belirtir. Onun için tehlike karşısında özgür bir insana yakışmayacak biçimde yaşamak, kendi sözlerini savunarak ölmekten daha ağırdır.
Platon'un aktardığı konuşma, savunmayı yalnız hukuki bir metin olarak bırakmaz. Akıl yürütme, sorgulama ve düşünsel tutarlılık; onur, cesaret ve kişinin kendi ilkelerine bağlılığıyla birleşir. Savunmanın her bölümü, söz ile davranış arasındaki uyumu yeniden sınar. Sokrates'in sakin fakat meydan okuyan tavrı, okuru bir kararın sonucundan çok, o karara hangi değerlerle varıldığına bakmaya çağırır.
Metnin canlılığı, felsefeyle doğrudan ilgilenmeyen bir okura da ulaşabilen insani gerilimden gelir. Ölümün eşiğinde yapılan uzun konuşma, düşünceleri nedeniyle yargılanan birinin neyi korumaya çalıştığını açıkça duyurur. Sokrates'in Savunması böylece doğruluk, korku ve kişisel bütünlük arasındaki ilişkiyi bugün de rahatsız edici ölçüde yakın hissettiren bir karakter portresine dönüşür.
Bookspace topluluğundan 10 gönderi

Bir insanı sevmekle ona 'ait olmak' arasındaki ince çizgiyi geçtiğin an, kendine ihanet etmeye başlarsın. Çünkü gerçek sevgi, özgürlükle beslenir; sahiplikle değil.

Göğsüne vurarak kalbine seslendi, dayan kalbim, bir zamanlar daha büyük kötülüklere dayanmıştın

Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar. Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?

Size doğruyu söylemeliyim. Atinalılar, köpek hakkı için, bütün o araştırmalarımda baktım ki asıl bilgisizler, bilgilidir diye tanınmış olanlar! Bilgisiz denenlerde ise daha çok akıl var. Antik yunan döneminden günümüz dünyasına ışık tutabilmek gerçekten çok büyük bir iş...

Yanlış konuşmak sadece dile karşı işlenen bir suç değildir, aynı zamanda ruhlara da zarar verir.
Sokrates gibi bile bile ölüme gitmek ...

⸻ “Benim görevim, insanları uyandırmak, onları düşünmeye sevk etmektir. Sizler servet, şöhret ve mevki peşinde koşarken; ben, insanın erdemli ve doğru bir hayat sürmesinin ne olduğunu araştırmakla meşgulüm. Çünkü ben bilirim ki, ruhun bakımı bedenden önce gelir. Ey Atinalılar, ben sizlere kötülük etmiyorum; aksine, sizi daha iyi, daha bilge kılmaya çalışıyorum. Tanrı bana bu görevi verdi ve ben, nefes aldığım sürece bu vazifeden dönmeyeceğim. Eğer siz beni öldürürseniz, bana değil kendinize zarar verirsiniz; çünkü benden sonra kimse gelip de size “Kendine dikkat et!” demez. Ben bir at sineği gibiyim; kentinize Tanrı tarafından gönderildim; sizi harekete geçirmek, sorgulatmak için. Bilin ki, ölümden korkmak bilgelik değil, cehalettir. Çünkü hiç kimse ölümün bir kötülük mü, yoksa bir nimet mi olduğunu bilmez. Ben bilmediğimi biliyorum, işte bu yüzden sizden farklıyım.”

Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir.

Bu durumda hiçbir şey bilmediğimi bildiğim için, az da olsa ondan daha bilgeyim sanırım.

Ömrümüz boyunca erdem ve bilgelik kazanmak için elimizden geleni esirgememeliyiz, çünkü ödülü güzel olduğu gibi verdiği umut da büyüktür.
“Bir insan ya hiç çocuk sahibi olmamalı ya da olursa çocukları için zahmete katlanarak onları eğitip yetiştirmelidir.”
“Araştırılmayan, soruşturulmayan bir hayat yaşanmaya değmez" (Sokrates'in Savunması, 38 a)”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş