
Kalbini bir mezarın altında bırakan kimse eskisi gibi olmaz, ve mezara çiçek ekmeyen biri buni anlamaz. Canlar çürür, çiçekler yeşerir hayat bazen böyledir. Ve kimseyi mezarın altında terk etme. Eğer terk ettiysen de onu yalnız bırakma...

Çocukluğunda ağır yaralar alan Helin Aktan, on yedi yaşında Koza tarafından Ekip'e kabul edilir. Son görevi, ajan kimliğiyle Sokak Nöbetçileri'nin arasına girmek ve kendisine verilen rolü sürdürmektir. Fakat karşısında beklediği türden bir suç örgütü değil, sokakta büyümüş ve birbirinin eksiklerini tamamlayarak aile olmuş beş kişi bulur. Aslı Arslan, Sokak Nöbetçileri'ni görev ile aidiyet arasındaki bu çatışma üzerine kurar.
Grubun lideri Yankı kararları ve zekâsıyla öne çıkarken Bartu gücüyle, Lâl sessizliğiyle, ikizler Mutlu ile Işık ise hareketliliğiyle bu alışılmadık ailenin parçalarını oluşturur. Helin onları izlemek için geldiği yerde kendi kayıp benliğini fark etmeye başlar. Görevine bağlı kalmak, yakınlaştığı insanları aldatmak anlamına gelir; gerçeği açıklamak ise Koza'yla kurduğu düzeni ve güvenliğini tehlikeye atabilir.
Roman, yaralı gençlerin birbirine tutunmasını yalnız romantik bir yakınlaşma üzerinden anlatmaz. Sadakat, çocukluk travması, seçilmiş aile ve güven yeniden kurulması gereken ilişkiler olarak işlenir. Helin'in ilk kez karşılaştığı aşk da bu daha geniş aidiyet arayışının içine yerleşir. Duygusal gerilim ve ekip dinamiği arayan okur için eser, kişinin kendisine verilen kimlikle kendi seçtiği hayat arasındaki mesafeyi sorgulayan, hızlı ve karakter odaklı bir başlangıç sunar.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Kalbini bir mezarın altında bırakan kimse eskisi gibi olmaz, ve mezara çiçek ekmeyen biri buni anlamaz. Canlar çürür, çiçekler yeşerir hayat bazen böyledir. Ve kimseyi mezarın altında terk etme. Eğer terk ettiysen de onu yalnız bırakma...

ışığın babasının mezarındaki toprağı zorla yedirdikleri, helin'in kırmızı odada yalnız ağladığı günden beri hayat normal değil

yarattığın gerçek adalet vicdanının ve vicdansızlığının sesinden ibarettir

"öldüğümde ilk değil ama son sayfa sana ait olsun diye."

Ve yine hep o zamana dönüyorsun. Çocukluğuna. Senin affetmediğin değil seni affetmeyen çocukluğuna...

“Yarattığın gerçek adalet korkularından ibarettir.”
“Ne olacak senin bu durmadan titreyen sesin? Durmadan titreyen ellerin ve dizlerin" ~ Yankı Sarca (~Umut Güneş)”
“Bomboş bakmıyordu, boş bir oda gibi bakıyordu. Onun gözlerinde tek bir eşyası bile olmayan oda vardı ve gözlerinin içine girersem sesim yankı bulacakmış gibi hissediyordum.”
“Yarattığın gerçek adalet, vicdanının ve vicdansızlığının sesidir." .SOKAK NÖBETÇİLERİ.”
“2 Kasım 2019,Cumartesi," "Seni ilk defa öptüm." "Ve hiçbir zaman son olmayacak.”
“Doğru insanı bulmak değil mesele, kalbini yanlışlardan sonra yeniden açabilmek.”
“Her zaman başka bir yol vardır." Sonuncu Sokak Nöbetçisi Yankı Sarca”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş