
Bazen benim sanırım bazen hiç kimsem yok.

Kazı sözcüğü, Birhan Keskin'in Soğuk kazı kitabında şiirin nasıl kurulduğuna dair iki yönlü bir imge taşır. Sözcükler ve görüntüler kazınarak biçim kazanırken, üstü örtülmüş deneyimler de yeniden yüzeye çıkar. Bu hareket, şiiri hem titiz bir işçilik hem de hafızada gömülü olana ulaşma çabası olarak düşündürür. Kitabın başlığındaki soğukluk ise çıkarılan malzemenin acısını ve mesafesini aynı anda hissettirir.
Koleksiyonda Flamingo gibi Yeryüzü Halleri çizgisine yaklaşan şiirlerle İstanbul, Sulukule, Tinerci ve Gazze gibi somut yerlere ya da toplumsal deneyimlere yönelen metinler yan yana bulunur. Böyle bir kapsam, kişisel duygu ile kamusal dünyanın birbirinden kopmadığını gösterir. Şairin bakışı bazen bir imgenin iç katmanlarına, bazen de şehirde ve tarihte iz bırakan kırılmalara yönelir.
Soğuk kazı, okurdan hızlı bir olay örgüsü takip etmesini değil, imge ve çağrışımlar arasında dikkatle ilerlemesini isteyen bir şiir kitabıdır. Birhan Keskin'in dili, örtülü anlamları tek bir açıklamaya indirgemeden açar. Adı verilen yerler ve şiirler, kitabın soyut bir iç dünya çalışmasıyla sınırlı olmadığını; gündelik, siyasal ve coğrafi acılara da temas ettiğini ortaya koyar. Okuma deneyimi, her dizede neyin kazındığını ve neyin görünür hâle geldiğini araştırmaya dönüşür.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

Bazen benim sanırım bazen hiç kimsem yok.

Sen benim neşe boncuğumdun

ama kapılar insana, çıkıp gitsin diye mi, girsin diye mi..

Kalbin ışımıştı yıllarca birinde, birinde kış durmuştu ince ince.

insan; insan ne ki, şeytanın bacağı kırık kalıyor insan derken.

Her şey eksik ve neredeyse yok gibiyken Buldum buluşturdum kendime geldim.

Yürüdüğüm ömrüm degil. Keskin bir tuz hikayesi.

Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı Begonviller ve bir mavi kapı Ve illa amansız bir avlu getirsem Dünya soğur, akşam serinlerken, Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok. Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim, Ve işte en geniş cümlem İçimi açtım sana. İçini açmak için.

Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Çalıda sarı bir çiğdemim ben Ve senin çok eski cümlen.Sen otursan, gitmemiş ki! olsan Ben sana bir eski Endülüs avlusu İstersen serin bir Portofino getirsem Ya da Yedigöllerin yedisini birden.Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken Buldum buluşturdum kendime geldim Tek eksik sensin! İncecik, çilli bir dille sen de gelsen.Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı Begonviller ve bir mavi kapı Ve illa amansız bir avlu getirsem.Dünya soğur, akşam serinlerken, Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok. Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim, Ve işte en geniş cümlem:İçimi açtım sana. İçini açmak için. birhan keskin - eski avluda
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş