John Katzenbach'ın Şizofren: O Seni Bulmadan Sen Onu Bul romanı, Francis Petrel'in kapatıldığı akıl hastanesinde yaşanan seri cinayetleri yıllar sonra yeniden hatırlamasını anlatır. Ailesi tarafından iradesi dışında kuruma gönderilen Francis uzun süre burada tutulur. Cinayetlerin ardından hastanenin kapıları mühürlenir; olaylar örtbas edilmiş, tanıkların anıları da zamanla bulanıklaşmıştır.
Yirmi yıl sonra kararlı bir dedektif eski dosyanın yeniden soruşturulmasını ister. Francis hastane dışındaki hayatına dönmüş olsa da hâlâ sesler duyar ve onları ilaçlarla susturabilir. Geçmişe dönmek korkusunu büyütür; yine de yaşadığı her anı zihninin karanlık raflarından indirip yazmaya karar verir. Kâğıt yerine evinin duvarlarını kullanması, anlatıyı hem tanıklık hem de kırılgan bir gerçeklik kaydı hâline getirir.
Hastaların “Melek” dediği gizemli figür, ölüm saçan bir psikopat olarak anılarda belirir. Fakat onun gerçekten var olup olmadığı bile kesin değildir. Francis'in algısına duyulan kuşku, soruşturmanın her bulgusunu iki anlamlı kılar. Şizofren: O Seni Bulmadan Sen Onu Bul, kapalı kurumun baskısını, hafızanın güvenilmezliğini ve gerçeği yazıyla sabitleme arzusunu psikolojik gerilim içinde birleştirir. Francis için katili bulmak, geçmişte kendisine ne yapıldığını ve kendi zihninde neyin gerçek kaldığını çözmekle aynı mücadeledir.