
"Evet yalnızım! Keşke sadece bunu söyleyip susabilseydim..."

Cezmi Ersöz'ün Şizofren Aşka Mektup adlı kitabı, aşk, yalnızlık, kırılganlık ve iç konuşma duygusunu yoğun bir edebi dille işleyen metinlerden oluşur. Yazarın kişisel, lirik ve yer yer parçalı anlatımı, okuru romantik ilişkinin parlak yüzünden çok yaralanma, tutunma ve arayış tarafına yaklaştırır.
Şizofren Aşka Mektup, düz bir olay örgüsünden ziyade duygu, çağrışım ve iç ses üzerinden ilerleyen bir okuma deneyimi sunar. Cezmi Ersöz'ün üslubu, modern kent yalnızlığı, aşk acısı ve insanın kendisiyle hesaplaşması gibi temalara ilgi duyan okurlar için belirgin bir atmosfer yaratır.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

"Evet yalnızım! Keşke sadece bunu söyleyip susabilseydim..."

Yedi kere parçalandı dünya, yedi düvele sığmadı insanlık. Ve kurudu çeşmeler. Yitip gitti aşıklar, maşuklara... 'Herkese benden çay' cömertliklerini boynunda iple bulmuşlar kenar mahalle çöplüklerinde. Yeşilçam filmlerini izlemez olmuş nesil ve kağıda yazmışlar Mihriban'ın aşkını; sen android zehirlenmesinden kaybederken kendini. ''Benim ruhum genç' diyen merhamete kıkırdıyordu kurşunlar, kaç zamandır; bir sarhoş bir sarhoşa ''Denizin dibinde Hatçam'' türküsünü ıslıklarken.

Gülme Bu güzellik, destan... Savaşta şiir yazılmaz şiir etme bizi. Gülme..

"yalnızım... bunca acı tek bir söze nasıl sığabiliyordu?"

“Yokluğun, elinin, kokunun, soluğunun değdiği her şeyi dünyanın en kıymetli hazinesi gibi saklayan, bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhum... Kapat gözlerini ve bana bak : Ben ne diye varsa gördüğün, işte o senin yokluğun..."

Mükemmelin kölesi olmak, hayatın sıradanlığını yaşamaktan daha gözalıcıdır çoğu kez