
Sinop'taki otel odasının balkonunu kaplayan sis, açılıp kapandıkça zamanın düzenini bozar. Sis Kelebekleri Roman'da dün üç yıl sonrasına, yarın doksan yıl öncesine dönüşebilir; eski Sinop Cezaevi bir anda sessiz duvarları ve boş avlularıyla görünür olur. Nazlı Eray, belleğin akışını gösteren pırlantalı bir saat aracılığıyla kişileri ve dönemleri aynı fantastik düzlemde buluşturur.
Anlatıcı, 1913'te Bahricedid Vapuru ile Sinop'a sürülen dedesi Tahir Lütfi Tokay'ın izini arar. Bu arayış onu Mamak çöplüğü yakınındaki yarıkta yaşayan yeraltı insanlarına, Tünel'deki Kroeker Oteli'nde verilen bir idam kararına ve Sadrazam Mahmut Şevket Paşa'nın Ankara'daki Kader Sokak'ta yaşadıklarına taşır. Rıza Nur'u merak eden bir Çingene de zamanın açtığı bu tuhaf geçitlerde belirir.
Sis Kelebekleri Roman, tarih ile kişisel hafızayı doğrusal olmayan bir yolculukta birleştirir. Cezaevinin duvarlarında biriken acılar, aile geçmişi ve şehrin görünmeyen insanları sisin içinde yeniden ses kazanır. Eray, zamanın geçip geçmediğini veya geçmiş ile geleceğin aynı anda yaşanıp yaşanmadığını sorgular. Romanın fantastik imgeleri, kaybolmuş bir yakını bulma isteğini Türkiye'nin bastırılmış tarihleriyle yan yana getirir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş