
“Okuyamayacağımı anlayınca telefonu çıkarıp Instagram’a girdim. Ortalık sirke dönmüştü yine. Hepimiz telaş içinde kıvranıyorduk. Onaylanmak, ilgi görmek, takdir edilmek, hayranlık uyandırmak için. Bitmek bilmeyen, patolojik bir beğenilme ihtiyacı.”

Hakan Bıçakçı'nın Silinmiş sahneler romanı, güncel hayatın kesintisiz haber, görüntü ve bildirim akışı içinde yorulan bir anlatıcının zihnine yerleşir. Dış dünyadan gelen felaketler ile evin içine sızan kişisel tuhaflıklar aynı dikkat alanında üst üste biner. Anlatıcı bir yandan gördüklerini kaydetmeye, bir yandan gündelik düzenini sürdürmeye çalışırken gerçeklik; rüyalar, filmler, hatıralar ve zihinde tekrar eden görüntülerle parçalı bir yapıya dönüşür.
Romanın adı, sinemada kurgu sırasında dışarıda bırakılan görüntüleri çağrıştırır. Bıçakçı bu fikri yalnız biçimsel bir oyun olarak kullanmaz; bireyin kendi hayatından neyi kestiğini, neyi tekrar oynattığını ve hangi görüntüler karşısında hareketsiz kaldığını araştırır. Salıncaktaki çocuk, eve karışan sesler ve tanıdık kültür imgeleri, anlatıcının güvenilir algısını sürekli sınar. Kısa sahneler arasındaki kesmeler, okura tamamlanmış bir açıklama vermek yerine huzursuzluğun nasıl üretildiğini hissettirir.
Silinmiş sahneler, bugünün Türkiye'sinde her şeyden haberdar olma baskısıyla hiçbir şeye etkili biçimde karşılık verememe duygusunu psikolojik bir gerilim içinde işler. Hakan Bıçakçı'nın sinemaya ve popüler kültüre açılan anlatımı, toplumsal yorgunluğu tek bir gündem maddesine hapsetmez. Metin ilerledikçe asıl mesele gördüklerimizin gerçek olup olmamasından çok, durmadan görüntü tüketmenin gerçeklikle kurduğumuz bağı nasıl aşındırdığına dönüşür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

“Okuyamayacağımı anlayınca telefonu çıkarıp Instagram’a girdim. Ortalık sirke dönmüştü yine. Hepimiz telaş içinde kıvranıyorduk. Onaylanmak, ilgi görmek, takdir edilmek, hayranlık uyandırmak için. Bitmek bilmeyen, patolojik bir beğenilme ihtiyacı.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş