
"Sen bir şey yapmayacaksın Mina. Sen Mina olmaya başladığında, yaşam seni kullanacak, zaten Mina yaşam tarafından o amaçla kullanılmak üzere tasarlandı. Bırak, araç yaşamda yönünü kolaylıkla bulur, göreceksin. "

Mina, Piraye’nin Seyir romanında çocukluğundan beri içinde adını koyamadığı bir eksiklik duygusuyla büyür. Kendini kusurlu ve yarım gördüğü için bu boşluğu başkalarının sözleri, ilgisi, tanımları ve yorumlarıyla kapatabileceğine inanır. Genç bir kadın olduğunda ilişkilerini de aynı beklenti biçimlendirir. Aşklar, kırgınlıklar ve savruluşlar yaşar; kaybettiği zamanlarda yıkılsa da yeniden ayağa kalkmayı başarır. Bir sergi açılışında Celal’le göz göze gelmesi, alıştığı duygusal düzeni aniden bozar. Gizemli ve gergin adamın varlığı Mina’da hem güçlü bir çekim hem de kendisini sorgulama ihtiyacı uyandırır. Celal, onun eksikliğini tamamlayacak yeni bir kişi olmaktan çok, kendi iç dünyasına bakmasını sağlayan zorlu bir eşik hâline gelir. Seyir, insanın hayatı dışarıdan izleyen biri mi yoksa yönünü seçen etkin bir özne mi olduğu sorusunu Mina’nın dönüşümü üzerinden işler. Başkalarının onayına bağımlı benlik ile kişinin kendi değerini kurması arasındaki gerilim romanın duygusal merkezini oluşturur. Piraye, romantik yakınlığı hazır bir kurtuluş vaadi olarak sunmaz; kayıp, arzu ve özsaygı arasındaki bağları açan bir yolculuğa dönüştürür. Mina’nın Celal’e yönelişi, geçmiş ilişkilerinin izleriyle yüzleşmesini ve içindeki boşluğu kimin tanımlayacağına karar vermesini gerektirir.
Bookspace topluluğundan 10 gönderi

"Sen bir şey yapmayacaksın Mina. Sen Mina olmaya başladığında, yaşam seni kullanacak, zaten Mina yaşam tarafından o amaçla kullanılmak üzere tasarlandı. Bırak, araç yaşamda yönünü kolaylıkla bulur, göreceksin. "

Neden kimse kendini sevmiyor? Neden kendine gelmemiş, kendine özgürleşmemiş her kişi bir kendilik nefreti gölünde, her fırsatta kendini sabote ederek biraz daha, biraz daha boğuluyor? Neden insan bu denli memnuniyetsiz kendinden? Neden sevgisiz? Seyir, herkesin hayatında 1 kez okuması gereken kitap.. Ne çok şey kattın bana, hoşçakal 🥰🥂

Her şey durmuş seni bekliyor peki sen kimi bekliyorsun

✨ "Mutluluk hissediyorsun, mutlu OLuyorsun. İşte insan, OLAN'dır. Ne olmak istiyorsa, OLABİLENDİR. Oluşu deneyimleyebilmek için, bir şey olmayı deneyimleyebilmek için tasarlanmıştır." 💅🏻

Mesele bir şey olmak değil; mesele sen olmayan her şeyden soyunup, en başta sende ‘OL!’ denmiş olanı yasamaktır…

“Meseleleri mesele etmezsen, mesele kalmaz." Yaşadığımız olaylara yüklediğimiz anlam, o olayın hayatımızdaki ağırlığını belirler. Bir durumu gözümüzde büyütmez, ona “mesele” damgası vurmazsak; kaygı, öfke ve korku da büyüyemez. O zaman çözüm yolu kendiliğinden görünür hatta bazen ortada çözülecek gerçek bir sorun bile kalmaz.

“Düşünmüyorsun, düşüyorsun. Düşündüğünü zannediyorsun, ama sadece yoklukta biraz daha irtifa kaybediyorsun. Çıkabilmek için sözüm ona düşündükçe, her gün biraz daha nefessiz, boğuluyorsun. Sen düşünmüyorsun. Düşünmek, var olabilmek ile olur ancak. Sen var mısın?”

Her şey olması gerektiği gibi oluyor; biz sadece zamanı yanlış sanıyoruz.”

“Hep aynı kalan, geçip gitmeyen ne var şu alemde?”

Şu an olmuyorsa,şu an vakti değildir ya da o senin değildir…
“2 Ben "Her şey ben böyle olduğum için böyle...”
“Meseleleri mesele etmezsen, mesele kalmaz." Yaşadığımız olaylara yüklediğimiz anlam, o olayın hayatımızdaki ağırlığını belirler. Bir durumu gözümüzde büyütmez, ona “mesele” damgası vurmazsak; kaygı, öfke ve korku da…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş