Tess Gerritsen'in Sessiz Kız romanı, Boston'ın Çin Mahallesi'nde bulunan kesik bir elle başlar. Kısa süre sonra bir binanın çatısında elin sahibi olan, siyahlar giymiş bir kadının cesedi keşfedilir. Kadının boğazı kılıçla kesilmiştir; yanında bulunan susturuculu silah ise kiralık katil ihtimalini gündeme getirir. İlk bakışta tek bir şiddet olayı gibi görünen vaka, taşıdığı sıra dışı ayrıntılarla daha eski bir suçun izlerini açar.
Dedektif Jane Rizzoli ile adli tıp uzmanı Maura Isles'ın araştırması, onları on dokuz yıl önce yine Çin Mahallesi'ndeki bir restoranda yaşanan katliama götürür. Kesik el, kılıç ve susturuculu silah gibi birbirinden farklı izler, yeni cinayetin nasıl işlendiği kadar kurbanın geçmişteki katliamla bağını da önemli hâle getirir. Yeni cinayet ile kapanmış görünen dosya arasındaki bağ, geçmişteki tanıklıkların ve kayıpların yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Soruşturma derinleştikçe restoran katliamıyla ilişkili kayıp kızlar ortaya çıkar; ancak dedektiflerin bu kişilerin tanıklığına doğrudan başvurma imkânı yoktur.
Kayıp kızlardan biri bütün olayların kilit noktasındadır ve anlatabilecekleri, hem eski katliamı hem de çatıdaki cinayeti aydınlatabilir. Bu sessizliğe ulaşma çabası, Rizzoli ile Isles'ı geçmişin saklanan şiddetiyle karşı karşıya getirir. Gerilim, fiziksel kanıtlar ile yıllardır söylenemeyen hikâyelerin aynı soruşturmada birleşmesinden doğar.