Seçme sapan şeyler

Seçme sapan şeyler

Ferhan Şensoy

Yayıncı
Ortaoyuncular Yayınları
Sayfa
168
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2010

Özet

Seçme sapan şeyler, Ferhan Şensoy'un öykü ile deneme arasında dolaşan gezgin metinlerini bir araya getirir. Parçalar birbirinden bağımsız görünür; her biri açık denize çıkmak isteyen bir öykü gibi kendi yönünü arar. Buna rağmen koleksiyon, insanı çevreleyen dünya ile kurduğu ortak bakış sayesinde bütünlük kazanır.

Eşya, bitkiler ve hayvanlar yalnız dekor olarak kullanılmaz. Bildiğimiz insan dünyası onların açısından yeniden değerlendirilir; kendisini çok akıllı sanan insanın davranışları bu alışılmadık gözlem noktalarından komik ve eleştirel görünür. Gezi hissi, yalnız mekân değiştirmekten değil, bakış açısının yerinden oynatılmasından doğar. Şensoy'un mizahı, gündelik nesneleri ve canlıları konuşturmadan bile insan merkezli kabulleri sorgulayacak bir mesafe kurar. Her bağımsız parça farklı bir gözlem alanına geçerek bu eleştirinin ritmini tazeler.

Koleksiyonun biçimsel serbestliği, okura tek bir olay örgüsü yerine farklı sesler ve düşünce rotaları sunar. Ferhan Şensoy, tür sınırlarını gevşetirken metinleri rastgele bir toplam hâline bırakmaz; parçaları insanın kibri ve çevresiyle ilişkisi etrafında buluşturur. Gezinin fiziksel hareketi, düşüncenin eşya ve canlılar arasında dolaşmasıyla genişler. Kısa, oyunbaz ve gözlemci yazılar arayan okur, tanıdık dünyanın başka varlıkların gözünden nasıl tuhaflaşabildiğini keşfeder. Bu serbest dolaşım, kitabın mizahını tek bir hedefe sabitlemeden her parçada yeni bir gözlem alanı açar.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 8 gönderi

SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

DUMAN BENİ GEÇEMEZ Özgün ürkütücü suskunluk egemen. Bir beklentinin sinir zımparalayıcı saliseleri birbirine saydambantlanıyor ecza kokulu bembeyazlığın içinde. Öndeki salise ardındakine: -Salise beni geçemez! Salise beni geçemez! diye fiştek veriyor, sanki kendisi önündekini geçebilirmiş gibi. Saliseler spermler gibi bir yarışta değiller ki, altmış tanesi bitiş çizgisini geçince toplaşıp saniye oluyorlar, yelkovan yerinden kımıldamıyor bile. Üçbinaltıyüzüncü salise finiş çizgisini koşarak geçip şeref tribününe zafer işareti yaptığında bir dakika doluyor, kaydadeğmez minicik bir adım atıyor yelkovan, ortada kovulacak yel yokken ve saliselerin bu anlamsız koşuşturmasına gülüp geçiyor.

9
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

FEMİNE HANIM Femine hanım, her ne kadar kocasının onu aldattığını düşünüyorsa da, kendisi bir karşı aldatmayı hiç aklına getirmemişti. Üstelik kocasının aldatıp aldatmadığından da emin değildi. Duygu Asena’yı okuyarak beyninde böyle düşünceler oluştu, daha sonra Ayşe Arman, Pakize Suda gibi yazarlara da merak sarınca, kocasını aldatmak için ille onun kendisini aldatmasını beklemenin şart olmadığı düşüncesine erdi. Giderek, bu kadın yazarların da etkisiyle, mutlaka aldatıyordur adi herif, aldatmayan erkek yoktur duygusuna ulaştı. Güler Kazmacı’nın bir köşe yazısıysa, onda kocasını bir an önce aldatması gerektiği, bu konuda çok geç kaldığı düşüncesini oluşturdu.

9
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

SON -Bu akşam derbi maçını izleyebilir miyiz? diye sordu adam çekinerek. -Elbette! Yalnız, ben hakemi tutuyorum, o hiç kaybetmiyor! beklenmedik yanıtıyla gülümsedi kadın. Onlar erdiler muratlarına ve fakat biz çıkacak kerevet bulamadık, kerevet ocakta çıtırdıyordu.

8
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

-Yanınızda oturan olarak, ben de içmiş kadar oluyorum. Yazık değil mi benim pırıl pırıl akciğerlerime? -Yazık tabii... Oturmayın yanımda, siktirin gidin! diye bağırdı sabrı bentleri aşmış sigaraperver. -Sen bana küfür edemezsin! diye diklendi, vur sineme öldür beni mertebesine erişmiş kır bıyıklı kaldırımdaş.

8
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

OKUL SEVMEYEN ÇOCUK -Ur, Urup, Larsa... Lagaş! gibi bağırtılarla uyanıyordu gece uykusundan. Sonra gene uyuyor, sabaha karşı; -Mercidabık, Ridaniye, Çaldıran! diye dikiliyordu yatağın ortasında. Kimi geceler; -Bir üçgenin iç açılarının toplamı yüzseksen, yarım üçgenin açılarının toplamı doksan, çeyrek üçgeninkiler kırkbeş, kırkbeşin yarısı yirmiki artı bir, iki üçgenin iç açılarının toplam toplamı üçyüzaltmış, yıl üçyüzaltmış beş gün... sayıklamalarıyla sıçrıyordu düşünden çalar saatin acı sesiyle. Hiç de ona göre bir yer değildi okul. Saçma bir işle uğraştığını düşünüyordu.

7
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

İnsanlar kimse kendilerine bi şey söylemediği halde avusturyalı, avusturalyalı, fransız, İngiliz, rus falan oldular dünyayı parselleyip böldüler ülkeler oluşturdular

7
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

KÂFİR BEY Güneş turuncuya dönmüş, batmaya domuzlanıyordu dağın ardında. Yel fışırdadı akasya ağacının yapraklarında. Kırlangıçlar terkettiler ağacı, anlaşılmaz, kırlangıçça bir şeyler cikcükleyerek uzaklaştılar.

7
SERDAR@sserenad· 5ay🇹🇷

YENİ KİTAP -İlerde kitap falan olmayacak. Herşeyi internetten okuyacaksın. dedi, dediğinden pek emin, kaşları kalkık, elleri dijital adam. Birden ürperdim. Ne yani? Artık kitap okunmayacak mı? Usum bunu içine sığdırmakta zorlanıyor. -İnternet kullanmayan n’apıcak? sorusunu serdim masanın rengârenk nakışlı örtüsüne. -İnternet kullanmayan kalmayacak. İnternet kullanmadan banka işlemi yapamayacaksın. diye yanıtladı, dijital ellerinin çok kısa parmaklarıyla masa örtüsünde trampet çalan, dediğinden pek emin, kaşları kalkık adam. -Bilgisayar kullanmayı bilmeyen ne bok yiyecek?

6

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir