
Emily Dickinson’ın Seçme Şiirler (İngilizce-Türkçe) kitabı, şairin yoğun ve kendine özgü dünyasını özgün metinlerle Türkçe çevirileri karşı karşıya getirerek sunan iki dilli bir seçkidir. Aşk, ölüm, ölümsüzlük, doğa, inanç ve kuşku gibi temalar, kısa dizelerde geniş çağrışım alanları açar.
Dickinson’ın şiiri anlatmak istediğini doğrudan açıklamak yerine kesintiler, beklenmedik benzetmeler ve sözdizimindeki gerilimle kurar. Tireler, büyük harfler ve alışılmadık ritim, bir düşüncenin tamamlanmadan başka bir ihtimale yönelmesini ortaya koyar. Doğa görüntüleri gündelik bir gözlemle başlayıp zaman, benlik ya da kayıp üzerine metafizik bir sorguya dönüşebilir. İki dilli düzen, bu biçimsel kararların çeviride nasıl karşılandığını da izlemeye imkân verir.
Seçki, Dickinson’ı yalnız içe kapanık bir aşk şairi olarak değil, kesinlik iddialarını sürekli sınayan modern bir ses olarak gösterir. Şiirlerin kısalığı yalınlık anlamına gelmez; anlam, sözcükler arasındaki boşluklarda ve bir imgenin farklı okumalara açılmasında yoğunlaşır. Yan yana okuma, sözcük seçimi ile ritim arasındaki ilişkinin iki dilde nasıl yeniden kurulduğunu da belirginleştirir. Özgün dil ile Türkçe metin arasındaki yakınlık, şairin sesini ve çevirinin yorum alanını birlikte ortaya koyar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Bir Kalbi kırılmaktan koruyabilsem Yaşamış olmayacağım boşuna Bir Hayatı Acıdan kurtarabilsem Ya da bir ağrıyı dindirebilsem Ya da bayılan bir Ardıç Kuşunu Koyabilsem yeniden yuvasına Yaşamış olmayacağım Boşuna.”
“Ben Hiç Kimseyim! Ya siz kimsiniz? Siz - de mi - Hiç Kimsesiniz? Demek bir çift var bizden! Söylemeyin! duyururlar - bilirsiniz! Nasıl da sıkıcıdır - Birisi - olmak! Nasıl da göz önünde - tıpkı bir Kurbağa Adını…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş