
"...kimse kimsenin kalbini bilmez. Bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter!"

Yirminci yüzyılın başındaki eski İstanbul salonları, farklı kültürlerin buluştuğu kadar birbirini yanlış anladığı da bir çevredir. Safveti Ziya'nın Salon Köşelerinde romanı, yabancı ailelerin arasında yaşayan bir Türk erkeğinin bu dünyaya duyduğu hayranlık ile kendi toplumuna bağlılığı arasındaki gelgitleri bir aşk hikâyesi içinde ele alır. Kahraman, salon hayatının inceliklerine öykünürken davranışlarının ve duygularının ait olduğu kültürle çatıştığını fark eder.
Miss Lydia'ya duyduğu aşk, bu uyumsuzluğu kişisel bir sınava dönüştürür. Genç adam sevginin karşılıklı ve güvenli bir bağ olmasını ister; Lydia ise aşk ile güvenin her zaman birlikte yaşayamayacağını düşündüren sözleriyle onu tereddütte bırakır. Aralarındaki konuşmalar, yakınlığın imkânı kadar iki tarafın aşkı farklı biçimlerde anlamasını da ortaya çıkarır. Beklenti, kuşku ve reddedilme korkusu salonların ölçülü nezaketi altında giderek yoğunlaşır.
Salon Köşelerinde, Batılı yaşam biçiminin yüzeysel taklidini basit bir karşıtlığa indirgemeden kimlik, aidiyet ve arzu üzerinden sorgular. Safveti Ziya, bir yandan kozmopolit İstanbul çevresini gözlemlerken öte yandan kahramanın kendi özüne dönme isteğini izler. Romanın sevda ekseni, toplumsal değişimin insanın dili, davranışları ve duygusal seçimleri üzerindeki etkisini görünür kılar.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

"...kimse kimsenin kalbini bilmez. Bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter!"

Evet, bazı sözler, bazı hareketler için bazı dakikalar vardır ki onlar cüretsizlik yahut elde olmayan bir engel sebebiyle kaçırılırlarsa artık hiçbir zaman bir daha geri gelmezler.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş