
Başımızda bir bela daha var: Kurnazlık…Aklımıza bir şey gelir, “Bunu bizden başkası bulamaz,“ diye güveniriz. Beş paralık kar için, 500 kuruşluk zarara girmemiz hep kurnazlıktan… Bu dünyada kurnazlık gibi bela yok!

Sevdiği kıza kavuşamayan Mustafa, köydeki hayatına katlanamayarak çalışmak için Ankara'ya gider. Sağırdere, bu genç adamın kentte karşılaştığı güçlükler içinde tutunma çabasını ve zamanla kendisini sorgulamaya başlamasını izler. Köyden ayrılışın ardında çocukça bir aşk bulunsa da yolculuk, Mustafa'nın dünyaya bakışını değiştiren daha geniş bir deneyime dönüşür.
Ankara'daki çalışma hayatı, köyün küçük ve tanıdık çevresinden farklı ilişkiler sunar. Mustafa zorluklarla baş ederken kendi imkânlarını ve sınırlılıklarını görür; kente uyum sağlamaya çalışması onu başladığı kişiden uzaklaştırır. Köye geri döndüğünde aynı hayatın içine girse bile artık onu başka bir gözle değerlendirecek kadar değişmiştir.
Kemal Tahir, Sağırdere'de köy-kent ikilemini yoksul köylünün gündelik dünyası üzerinden anlatır. Pastoral çevrenin canlılığı, feodal düzenin acımasızlığıyla yan yana durur. Roman hem bir ergenlik ve aşk hikâyesi hem de emek, göç ve toplumsal değişim anlatısıdır. Mustafa'nın dönüşümü, kentin otomatik olarak özgürleştirici ya da köyün bütünüyle saf olduğu düşüncesine dayanmaz. Eser, iki yaşam alanının insan üzerindeki etkilerini ve genç bir köylünün deneyimle kazandığı farkındalığı sade, gözlemci bir çizgide ele alır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Başımızda bir bela daha var: Kurnazlık…Aklımıza bir şey gelir, “Bunu bizden başkası bulamaz,“ diye güveniriz. Beş paralık kar için, 500 kuruşluk zarara girmemiz hep kurnazlıktan… Bu dünyada kurnazlık gibi bela yok!
“Delikanlı sevdiğini almalı... Sevdiğini aldın da gerdek gecesi odaya girdin mi, cennete girdim bellersin.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş