
Yeis(ümitsizlik) öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.. Sarıl azmine sımsıkı, seyret bak ne olursun!..

Safahat, Mehmed Âkif Ersoy'un şiirlerini bir araya getiren, toplum, ahlak, inanç, yoksulluk ve memleket meseleleri üzerine güçlü bir edebi toplamdır. Âkif'in şiiri, yalnızca lirik bir duygu alanı değil, yaşadığı dönemin acılarına karşı sorumluluk taşıyan bir ses olarak yükselir.
Mehmed Âkif Ersoy, Safahat'ta mahalle hayatından savaş yıllarına, bireysel vicdandan toplumsal çöküşe kadar geniş bir dünyanın izini sürer. Dilindeki konuşma canlılığı, şiirleri vaaz ya da nutuk olmaktan çıkarıp insan hikayelerine yaklaştırır. Kitap, modern Türk şiiri ve düşünce tarihi içinde merkezi bir konuma sahiptir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Yeis(ümitsizlik) öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.. Sarıl azmine sımsıkı, seyret bak ne olursun!..

Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar Dipçik altında ezilmiş, paralanmış kafalar Bereden reng-i hüviyyetleri uçmuş yüzler Kim bilir hangi şenâatle oyulmuş gözler Medeniyyet denilen vahşete lâ'netler eder Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden Nice başlar nice kollar ki cüdâ cisminden Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkat Sonra nâmûsuna kurbân edilen bunca hayat Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler Göğsü baltayla kırılmış memesiz valideler Teki binlerce kesik gövdeye âid kümeler Saç kulak el çene parmak Bütün enkaz-ı beşer Bakalım yavrusu uğrar mı deyip karnından Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can sanmayın ki bizde zevki şehadet ile coşan bir kan var biz de leşten daha hissiz daha kokmuş bir can var durmayın tükürün çehre-i mudarimiza tükürün belki biraz duygu gelir arımıza