
Yeis(ümitsizlik) öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.. Sarıl azmine sımsıkı, seyret bak ne olursun!..

Mehmed Âkif Ersoy'un Safahat eseri, 1911 ile 1933 arasında yayımlanan yedi şiir kitabını ortak bir külliyatta bir araya getirir. İlk kitap gündelik hayat, yoksulluk ve toplumsal gözlemlerle açılır. Süleymaniye Kürsüsünde ile Fatih Kürsüsünde tek ve uzun şiirler hâlinde düşünce, vaaz ve yolculuk seslerini buluşturur. Hakk'ın Sesleri, Balkan Savaşı'nın acıları içinde ayet ve hadislerden hareketle toplumsal sorunlara cevap arar. Hatıralar ise Balkan ve Birinci Dünya savaşları sırasında yapılan seyahatlerin izlenimlerini taşır.
Altıncı kitap Âsım, karşılıklı konuşmalarla ilerleyen geniş bir manzum hikâyedir ve Çanakkale Şehitleri adıyla bilinen bölüm bu yapının içinde yer alır. Son kitap Gölgeler, İstiklâl Savaşı ile Mısır yıllarında yazılmış şiirleri içerir. Farklı kitaplar boyunca İslam birliği, emek, yoksulluk, eğitim, savaş ve ahlaki sorumluluk temaları tekrar dönerek gelişir. Âkif konuşma dilini, gözleme dayalı sahneleri ve hitabet gücünü klasik nazım imkânlarıyla birleştirir. Safahat, tek bir şiir kitabından çok Osmanlı'nın son yılları ile Cumhuriyet'in ilk dönemine tanıklık eden çok katmanlı bir şiir külliyatıdır; bireysel duyguyu toplumsal eleştiri ve tarih bilinciyle yan yana taşır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Yeis(ümitsizlik) öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.. Sarıl azmine sımsıkı, seyret bak ne olursun!..
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş