
Önemin kalmadığı her yerde göze batarsın... hayatından çıkaramadığı her an senin başına belalar gelip beddualar edip seni o şekilde ckarmak ister. adam...

Şengüzel Şen'in Sadakat romanı, kimya mühendisi Yasemin'in güvenli sandığı hayatın bir ölüm haberiyle çatlamasını konu alır. Mutlu bir evlilik sürdüren, işine ve alışkanlıklarına bağlı yaşayan Yasemin için patronunun oğlunun ölümü önce trajik bir kaza gibi görünür. Fakat gördüğü bir rüya ve bastıramadığı sezgileri, olayın anlatıldığı kadar basit olmadığı düşüncesini güçlendirir.
Yasemin kuşkularının peşine düştükçe iş çevresindeki ilişkiler, aile bağları ve geçmişte kurulmuş dengeler başka bir görünüm kazanır. Gerçeği öğrenme isteği onu hem yakınlarına hem de kendi kabullerine karşı dikkatli olmaya zorlar. Her yeni iz, sadakatin sevgiyle, korkuyla ya da çıkarla kurulabilen farklı yüzlerini açığa çıkarırken araştırmanın bedeli de ağırlaşır.
Romanın temel gerilimi, sıradan bir hayatın içinden doğan şüphe ile güven duygusu arasındadır. Yasemin bir yandan ölümün ardındaki hakikate yaklaşmaya çalışırken bir yandan da bildiğini sandığı insanları yeniden değerlendirmek zorunda kalır. Sadakat, yalnızca bir gizemin çözümünü değil, bağlılığın hangi koşullarda erdeme ya da körlüğe dönüştüğünü sorgulayan psikolojik bir anlatı kurar. Yasemin'in kararlılığı ilerledikçe, gerçeğin insanı özgürleştirip özgürleştirmeyeceği kadar onun için ödenecek bedel de önem kazanır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Önemin kalmadığı her yerde göze batarsın... hayatından çıkaramadığı her an senin başına belalar gelip beddualar edip seni o şekilde ckarmak ister. adam...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş