
Yasını tutuyorum kararttığım düşlerin.

Nurullah Genç'in Rüveyda kitabı, şairin farklı dönemlerde kurduğu duygu ve imge dünyasını bir araya getiren bir şiir seçkisidir. Kitaba adını veren sesleniş, aşkı kavuşma arzusunun ötesinde hasret, sabır, kırılma ve iç hesaplaşmayla birlikte ele alır. Rüveyda figürü kimi şiirlerde somut bir sevgiliye, kimi yerde ise ulaşılması güç bir güzelliğin ve manevi arayışın simgesine dönüşür.
Seçkide geleneksel şiirin gül, servi, gece ve yol gibi imgeleri modern hayatın kentli yalnızlığıyla yan yana gelir. Genç'in dili güçlü hitaplar, ritmik tekrarlar ve yoğun benzetmelerle ilerler. Bu yapı şiirleri yüksek sesle okumaya elverişli kılarken duyguyu doğrudan açıklamak yerine çağrışımlar üzerinden büyütür. Aşkın yanında ayrılık, ölüm, umut ve bekleyiş temaları kitabın farklı bölümleri arasında bağ kurar.
Bu seçkiyi tek bir şiirin çevresinde toplanmış bir kitap olarak değil, şairin yıllara yayılan birikimine açılan tematik bir kapı olarak okumak mümkündür. Modern ile geleneği, kent ile kırsal duyarlığı buluşturan eser; yoğun, lirizmi belirgin ve manevi göndermelere açık şiirleri seven okurlara seslenir. Her şiir bağımsız bir duygu alanı açsa da kitabın bütününde kayıp karşısında sözü ve hatırlamayı sürdürme isteği öne çıkar.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Yasını tutuyorum kararttığım düşlerin.

Senden kopamıyorum gözlerin var oldukça Sensiz yapamıyorum yüzün bahar oldukça

Acıyla dalgalanan sularda Özlemi çoğaltan bir gemidir yüreğim

Siyah gözlerine beni de götür Artık bu yerlere sığamıyorum.

söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını...

“sular köpürmemeliydi rüveyda kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin…”
“önümde, haksızlığın hesaba çekildiği hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer arkamda, kare kare ömrümü belirleyen hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler”
“bu zamansız şairi incitmek reva mıdır, sevindirmek dururken öldürmek revâ mıdır....”
“Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum Sen ölmedin Rüveyda; at vuruldu; ben öldüm”
“ben mehtabı arayan bir hayâl bekçisiyimm..”
“at vuruldu bil bakalım kim öldü yine 🙄”
“Sular köpürmemeliydi Rüveyda Kırılmamalıydı ıslak dalları hasret servilerinin Ben zehire alışkınım, şerbete değil Rüyalar nefret eder avare duruşumdan Kâbuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde Sen gün boyu simsiyah bir…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş