
"İki şekilde yanılgıya düşeriz. Ya gerçek olmayan bir şeye inanırız ya da gerçeğe inanmayı reddederiz."

Pierre Franckh'ın Rezonans Kanunu: İsteklerin Yönetimi kitabı, düşünce, duygu ve inançların kişinin hedefleriyle uyum kurabileceği fikrini bir kişisel gelişim yöntemi olarak sunar. Yazar; niyet belirleme, zihinsel canlandırma ve günlük alıştırmalar aracılığıyla insanların dikkatlerini istedikleri yaşama yöneltebileceğini öne sürer. Kitabın “rezonans” kavramı fiziksel bir yasa kanıtı olarak değil, Franckh'ın öz gözlem ve davranış değişikliği için kullandığı açıklayıcı çerçeve olarak değerlendirilmelidir. Bölümlerdeki sorular ve egzersizler, kişinin dileğiyle günlük tutumu arasındaki uyumsuzlukları fark etmesine odaklanır.
Metnin pratik yapısı, arzuları sıralamaktan önce bunların altında bulunan korku, alışkanlık ve beklentileri fark etmeye ağırlık verir. Olumlu düşüncenin tek başına dış dünyayı değiştireceği yönünde bilimsel bir garanti kurulmaz; kitabın asıl kullanımı, dikkati ve eylemleri daha tutarlı hale getirmeyi amaçlayan yazar yaklaşımında bulunur. Sonuç vaatlerinden çok uygulama adımlarının sınırını gözetmek, metni bilimsel konsensüsle karıştırmadan değerlendirmeyi sağlar. Eski Türkçe baskıdaki İsteklerin Yönetimi ibaresi bu yöntemin uygulama yönünü öne çıkarırken, farklı baskı başlıkları aynı temel esere bağlanır. Kurgu dışı anlatının getirisi, hedefleri soyut dileklerden çıkarıp gözlenebilir seçimler ve düzenli pratikler üzerinden yeniden düşünmeye açmasıdır.
Bookspace topluluğundan 23 gönderi

"İki şekilde yanılgıya düşeriz. Ya gerçek olmayan bir şeye inanırız ya da gerçeğe inanmayı reddederiz."

İsteklerimiz, içimizde yatan yeteneklerin habercileridir.

Kendine saygı duy ve kendini takdir et…

Hayatta gerçekleşmemiş hiçbir şey yoktur ki, önceden hayali kurulmamış olsun.

Fizik dünyadaki tüm bilgilerden ve felsefeden daha aydınlatıcıdır.

Önce zaruri olanı, sonra mümkün olanı yap. Ve sonra birden, imkansız olanı başardığını göreceksin.

Ne kadar çok şey yapabileceğimizi ve ne kadar fazla olumlu özelliğimizin olduğunu görmek, genelde oldukça şaşırtıcı ve etkileyicidir.

Hayattaki mutluluğun,düşüncelerinin niteliğine bağlıdır.

Çevrende seni motive eden insanlar olsun.

Kendinle gurur duymanın ne kadar mutlu edici bir şey olduğunu hisset.

Düşüncelerine dikkat et, onlar yapacaklarının başlangıcıdır.

Hiç unutma ki, en önemli şey, hayatımızı dolu dolu yaşamaktır.

Bizim üzerimizde kimse bizden daha büyük bir etkiye sahip değildir.

Belli bir vakit vardır ki, uyanışı gerektirir. İşte bu vakit şimdi gelmiştir.

Sınırlarını sen oluşturursun. Aş o sınırları…

Önemli olan daima içimizdeki inançtır.

Bu dünyadaki diğer her şeyle inançlarımız vasıtasıyla iletişim kurarız.

Düşündüğün, hissettiğin ya da inandığın her şeyi yaşamına çekersin.

En son umut ölür.

Dün gerçekleşmiş olacakken olmamış şeylere, bu gün her zaman yeniden başlayabiliriz. BUDA

Her şey bizim elimizdedir.

Yani evet! Sen önemlisin! Bu dünyada bir şey yap! Bunun ne olacağına, sadece siz karar verebilirsiniz.

siz yakın geleceği ve geçmişi değiştirebilecek zeka enerji ve ruh sahipsiniz mantıksal ve bilimsel olarak mümkünken neden hayatınızı olumsuz ve karamasad bir kadercilikle yönetiyorsunuz
“Sadece bir çok sorunu çözüp bir çok krizi atlatmış olan kişi yeni meydan okumaları sakin ve emin bir şekilde karşılar ve onları kolayca atlatır.”
“Duygularımız, beynimizin ve diğer organlarımızın, vücudumuzun o an neye ihtiyacı olduğunu bilmesi için gerekli tüm bilgileri içinde barındırıyor.”
“Karşı karşıya kaldığınız problemleri mevcut düşünce yapınızla çözemezsiniz, zira onlar mevcut düşünce yapınızın ürünleridir.”
“Zaman hiç de göründüğü gibi değildir. Sadece bir yöne doğru hareket etmez ve gelecek, geçmişle aynı anda mevcuttur.”
“İçindeki yaratıcılığı hatırla ve onu bilinçli olarak kendi iyiliğin için ve diğer insanların iyiliği için kullan!”
“Konusu bizim kararlarımıza göre belirlenen bir filmdeki oyuncu gibiyiz. 'Mutlu son' bizim elimizde.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş