Paris’te küçük bir kitabevi işleten yaşlı Mösyö Ruche, Amazonlar’da yaşayan eski arkadaşı Grosrouvre’den çok değerli bir paket alır. Matematik tarihinin önemli kitaplarından oluşan koleksiyon, maddi değerinin yanında gönderilişinin ardındaki sırla da dikkat çeker. Annesi ve ikiz kardeşleriyle Ruche’un yanında yaşayan sağır Max’in iki hayduttan kurtardığı konuşan papağan eve gelince olaylar yeni bir yön kazanır.
Denis Guedj’in Papağan Teoremi romanında Grosrouvre’ün matematikten anlayan papağana önemli bilgiler emanet ettiği anlaşılır. Mösyö Ruche bu gerçeği başta bilmez; Max ve kardeşlerine formüllerin, teoremlerin ve matematik tarihinin şaşırtıcı güzelliğini anlatırken papağanın ipuçlarından yararlanır. Kitapların çevresindeki gizem, öğrenme sürecini aynı zamanda bir soruşturmaya dönüştürür. Her yeni kuram, bilmecenin başka bir parçasını aydınlatır.
Koleksiyonla bağlantılı çözülememiş cinayet, Ruche’u geçmişin üzerindeki perdeyi kaldırmaya zorlar. Çocukların merakı, papağanın sakladığı bilgi ve eski arkadaşın mirası aynı bilmecede birleşir. Guedj, gerilim örgüsünü matematik tarihinin keşifleriyle iç içe geçirerek soyut görünen fikirleri yaşayan insanların tutkuları, rekabetleri ve sırları içinde anlatır. Bu örgüde matematik, olayların çözümünü ilerleten temel bir anlatı unsuruna dönüşür.