
Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı, mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.

Akakiy Akakiyeviç, toplumun kıyısında yaşayan ve bürokrasinin içinde neredeyse silinmiş bir devlet memurudur. Nikolaĭ Vasilʹevich Gogolʹ, Palto'da onun para sıkıntısını, işini kaybetme korkusunu ve çevresinden gördüğü aşağılanmayı trajikomik bir dille işler. Akakiy'in kendisine ait hissedebildiği tek alan, mektupları temize çektiği masadır. Sevdiği harflere geldiğinde yüzünün değişmesi, mekanik görünen işin onun için nasıl özel bir dünyaya dönüştüğünü gösterir. İşine duyduğu bağlılık, meslek hiyerarşisinde önemsenmeyen bir görevin onun iç dünyasında nasıl anlam kazandığını açar. Aynı ayrıntı, çevresinin onu bir insan yerine yalnızca işlev olarak görmesiyle keskin bir karşıtlık kurar.
Kara kış eski giysisini işe yaramaz hale getirince Akakiy Akakiyeviç yeni bir palto edinir. Güçlükle alınan bu eşya, yalnız soğuktan korunma aracı değildir; saygı görme, kalabalığa katılma ve kısa süreliğine başka biri olma umudu taşır. Ne var ki paltonun gelişiyle hayatı altüst olur ve anlatının komik dengesi trajediye kayar. Gogol, küçük bir memurun arzusunu büyütmeden bürokratik düzenin insan değerini unvan, para ve görünüş üzerinden ölçmesini eleştirir. Nesneye bağlanan mutluluk ile toplumsal güvencesizlik arasındaki gerilim, öykünün hem acı hem gülünç etkisini diri tutar.
Bookspace topluluğundan 16 gönderi

Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı, mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.

Ne odasına ne de eşyalarına mühür vurulmadı.Çünkü ne bir mirasçısı vardı ne de miras bırakabilecek kadar çok eşyası…

SON Bu olay , önemli kişiyi çok etkiledi.Memurlara artık,”Buna nasıl cüret edersin?Benim kim olduğumu biliyor musun?”gibi cümleleri çok az kullanır oldu.

YENİ KİTAP Dostoyevski’ye atfedilen, Palto’nun Rus edebiyatındaki yerini çok iyi özetleyen, “Hepimiz Gogol’ün paltosundan çıktık,” sözü ona değil, Fransız diplomat, yazar ve edebiyat eleştirmeni Eugène-Melchior Vogüé’ye (1848-1910) aittir. Dostoyevski’yi şahsen tanıyan, Rusça bilen Vogüé 1886 yılında yazdığı Le Roman Rus (Rus Romanı) adlı kitabında, “Rus yazarları haklı olarak, ‘Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık!’ derler,” diye yazmıştı. Sonraki yıllarda basına, her nedense, sanki Vogüé bu sözü Dostoyevski’den duyarak yazmış gibi yansıdı. Karışıklığın nedeni budur.

İçinde öyle sessiz, öyle derin bir sabır vardı ki, kimse fark etmese de o sabırla dünyasını ayakta tutuyordu.

Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı, mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.

İnsanoğlu, içinde bulunduğu durumdan, etrafındaki şartlardan nadiren memnun olur.

"Sıradan bir insanın felaketi, yüksek mevkideki birinin umurunda bile olmazdı."

"Disiplin, disiplin, disiplin!”

Yiğidi öldür, hakkını yeme!

Yalnızlıktan öldü o. Yalnızlık;soğuktan daha soğuktur. Şimdi gerçekten bazı kelimelerin onu ısıtabileceğine inanıyor musunuz?

Bir hiç uğruna bu dünyadan "sessizce" göçüp gitmişti.

"Hayat, en çok sessiz insanların hikâyesini görmezden gelir. Oysa en derin acılar, en az konuşanların içinde büyür."

"Yoksulluk suç değildir ama hırpanilik, evet, günahtır."

Akakiy Akakiyeviç'i mezarlığa götürüp gömdüler. Böylelikle, Petersburg Akakiy Akakiyeviçsiz kaldı, sanki hiç yaşamamış gibiydi. Kimse tarafından tanınmamış, korunmamış, değer verilmemiş, kimsenin ilgisini çekmemiş bir varlık yok olmuştu. Sıradan bir sineğe bile mikroskop altında inceleyen bir bilimcinin dahi yüzüne bakmadığı Akakiy Akakiyeviç ...

Dostoyevski’nin de dediği gibi “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” Gerçekliğin kitaba mükemmel akışı.
“SON Bu olay , önemli kişiyi çok etkiledi.Memurlara artık,”Buna nasıl cüret edersin?Benim kim olduğumu biliyor musun?”gibi cümleleri çok az kullanır oldu.”
“Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı, mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.”
“Ne odasına ne de eşyalarına mühür vurulmadı.Çünkü ne bir mirasçısı vardı ne de miras bırakabilecek kadar çok eşyası…”
“İçinde öyle sessiz, öyle derin bir sabır vardı ki, kimse fark etmese de o sabırla dünyasını ayakta tutuyordu.”
“YENİ KİTAP Dostoyevski’ye atfedilen, Palto’nun Rus edebiyatındaki yerini çok iyi özetleyen, “Hepimiz Gogol’ün paltosundan çıktık,” sözü ona değil, Fransız diplomat, yazar ve edebiyat eleştirmeni Eugène-Melchior Vogüé’ye…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş