
"Kaybedeceklerini hisseden Kırmızı Gömlekliler artık kurallara pek uymuyordu. Kurallara, sadece kuralına uygun savaşarak kazanabileceklerini düşündükleri sürece ihtiyaçları vardı. Şimdi bütün formaliteleri bir kenara bırakmışlardı."

Bookspace topluluğundan 13 gönderi

"Kaybedeceklerini hisseden Kırmızı Gömlekliler artık kurallara pek uymuyordu. Kurallara, sadece kuralına uygun savaşarak kazanabileceklerini düşündükleri sürece ihtiyaçları vardı. Şimdi bütün formaliteleri bir kenara bırakmışlardı."

EL BASTIM 😂 Çok güçlü bir çocuğun, daha çelimsiz, zayıf çocukların bilyelerine, oyuncaklarına el koymak için, onlar oyuna başlamadan önce yaptığı hamleyi anlatmak üzere kullanılır bu söz. Güçlü olan çocuk “El bastım” diye bağırarak, vurgun yaptığını; yani göz diktiği bilye ve oyuncakları ele geçirdiğini duyurur ve kendisine direnmeye cesaret edecek olanlara karşı kaba kuvvet kullanmaya hazır olduğunu bildirmiş olur. Kısacası “El bastım”, kesin ve sert bir biçimde duyurulan bir son uyarıdır; savaş ilan etmek gibidir.

Genel kurul toplantısı saat Üç’te Başkanlık seçimi arsada…

SON "Basit çocuk ruhunda derinden derine bir şeyler değişiyordu: Hayata dair, hani içinde hepimizin bazen kederli, bazen neşeli köleler olduğumuza dair, bazı gerçekleri kavramaya başladığını hissediyordu."

Bir günde okuyup bitirdiğim kitap pal sokağı çocuklarıydı o kitabın sonu ağlamakla bitti...

"Adımı küçük harflerle yazdılar" diye mırıldanıyordu hıçkırıklarının arasında "...benim onurlu adcağızımı... küçük harflerle yazdılar..."

Arsa… Çürük tahta perdelerle ve göğe yükselen apartmanlarla sınırlandırılmış bu küçük toprak parçası, Pal Sokağı Çocukları için oyun alanından öte, bir yurttur, sonsuzluk ve özgürlük demektir. Boka, Nemeçek, Çonakoş ve diğer Pal Sokaklılar, arsalarını ele geçirmek isteyen varlıklı çocuklar olan Kızıl Gömlekliler'le kıyasıya bir mücadeleye girişirler. Bu mücadelenin unutulmaz kahramasıysa beklenmedik bir biçimde Pal Sokağı'nın en küçük ve çelimsiz çocuğu Nemeçek olacaktır.

Bugün hem vücudu hem de ruhu çok yorulmuştu..

"Görüldüğü üzere savaşın gerekçesi gerçek askerleri savaşa götüren nedenlerden farksızdı. Rusların denize ihtiyacı vardı, bu yüzden Japonlarla savaşmışlardı. Kırmızı gömleklilerinde top sahasına ihtiyacı vardı, buna kavuşmanın başka çıkar yolunu bulamadıklarından savaşla elde etmeye karar vermişlerdi."

"Hayatta tesadüflerin önemli yeri vardır."

“Ama insanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti.”

“Hayatta tesadüflerin önemli yeri vardır."

“Gerçekten, şu yaşam nasıl bir şey ki hepimiz onun, durmadan savaşan, bazen üzüntülü, bazen neşeli hizmetçileriyiz.”
“Şu hayat denen şey ne biçim şeydi? Kimi zaman sevinçler veren, kimi zaman içimizi acılarla dolduran, kölesi olduğumuz şu hayat neyin nesiydi böyle?”
“Masum kalbiyle bazen güldüğümüz bazen de ağladığımız ama her günü başka bir mücadele içinde geçirdiğimiz bu hayatta ne için var olduğumuzu düşünüyordu.”
“Oysa ben, kendi kendime diyordum ki, biz bunlara bir kötülük etmedik, herhalde onlar da bize kötülük etmez.”
“Yurtseverliğin bir türüydü bu. "Yaşasın Arsa" diye bağırırken aslında "Yaşasın Vatan" diye bağırıyor gibiydiler. Gözlere yansıyan bu pırıltıydı, kalpleri dolduran bu sevgiydi.”
“Gerçek dost ismini bağıran değil , seni unvanların yokken de saygıyla anandır.”
“Genel kurul toplantısı saat Üç’te Başkanlık seçimi arsada…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş