
Albert Einstein tüm tarihin gelmiş geçmiş en popüler fizikçisidir. Bilimi halk ile buluşturduğu düzeye dek, haklı olarak öyledir. Pozitivist öncüllerine karşın, sonuna dek belirlenimciliği, nedenselliği, bilimsel nesnelliği, tek bir sözcük ile, Usu savunduğunu ileri sürdü. Bu tutumu pek çok sağduyulu insanı usdışının ussal olduğuna inanmaya götürdü. Bir bakıma, Albert Einstein fizik biliminde tam olarak yirminci yüzyılın en popüler sanatçısı olan Pablo Picasso’nun resim sanatında yaptığı devrime benzer birşey yaptı, klasik-ussal içeriği devirdi, ve uzay, zaman, özdek mekaniğini bir tür kübistik tabloya dönüştürdü. Einstein Uzay ve Özdeğin sonlu ve süreksiz ve Zamanın “parçalı” olduğunu buldu, ve bu büyük buluşunu sık sık övünç ile vurguladığı gibi görgücü-kuşkucu David Hume’un ve Ernst Mach’ın felsefeye “ölümsüz hizmetleri” temelinde, bilgiyi kavramdan kurtarma temelinde gerçekleştirdi. Başka pekçok enteresan buluşun yanısıra, bu ‘felsefe’ geometrinin fizikselleştirilmesine de izin verir ve buna göre örneğin kavramsal nokta boyut kazanarak görgülleştirilir, dx, dy sonsuz küçüklükler olarak değil ama minik katı çubuklar ile ölçülebilecek sonlu büyüklükler olarak alınır. — Aziz Yardımlı Zaman kavramının göreli almaşığı üzerine Einstein (§ 8): “Fizikte bir olayın zamanı ile bu saatlerden uzaydaki olaya dolaysızca komşu olan birinin gösterdiği zamanı (kollarının konumunu) anlarız. Bu yolda ilkede gözleme açık her olaya bir zaman-değeri verilir.” Şimdinin yokluğu üzerine Einstein (§ 9): “Eşzamanlılığın göreliliği: Her gönderme-cisminin (koordinat dizgesi) kendi tikel zamanı vardır.” Saltık Uzay kavramının göreli almaşığı üzerine Einstein (§ 10): “Trende yol almakta olan bir gözlemci ölçme-çubuğunu söz gelimi vagonun zemini boyunca uzanan doğru bir çizgi üzerindeki işaretli bir noktadan bir başkasına ulaşmak için birçok kez yatırarak aralığı ölçer. O zaman bize çubuğun kaç kez yatırılması gerektiğini veren sayı aranan uzaklıktır.” Göreli Uzay kavramı üzerine Einstein (Ek 5): “O zaman her bir kutuya kendi tikel (sınırlı olarak düşünülmeyen) uzayını vermek ve bu iki uzayın birbirine karşı devindiğini varsaymak zorunlu olur. ... Ama şimdi birbirlerine karşı devinen sonsuz çoklukta uzay olduğunu düşünmek zorundayız. Şeylerden bağımsız, nesnel olarak varolan birşey olarak uzay kavramı bilim-öncesi [vorwissenschaftlich]düşünceye aittir, ama birbirlerine karşı devinen sonsuz bir sayıda uzayın varoluşu düşüncesi ise değil.” — Einstein, Özel ve Genel Görelilik Kuramı Üzerine (1916)
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş