
Ingeborg Bachmann’ın Otuzuncu Yaş: Bütün Öyküler kitabı, yazarın gençlik döneminden olgunluk yıllarına uzanan kısa kurmacalarını Türkçede bir araya getiren kapsamlı bir seçkidir. Metinlerde savaş sonrasının belleği, bireyin toplumsal roller içinde parçalanması ve kişinin kendisiyle başkaları arasında kurmaya çalıştığı kırılgan bağlar tekrar tekrar farklı anlatıcılar üzerinden sınanır.
Kitaba adını veren öykünün çevresinde dil, özne ve kimlik sorunları belirginleşir; kişiler alışılmış yaşamlarının onlara sunduğu güveni yitirirken yeni bir benlik kurmanın imkânını arar. Bachmann’ın düzyazısı gündelik ilişkilerden tarihsel sorumluluğa geçer, özel deneyim ile savaş sonrasındaki Avusturya ve Avrupa’nın sessizliklerini yan yana getirir. Öyküler aynı sonuca bağlanmaz; yabancılaşma, hakikat ve özgürleşme soruları farklı yaşlar ve ilişkiler içinde yeniden kurulur.
Bachmann şiirindeki yoğunluğu düzyazıya taşırken olaydan çok bilinçte açılan çatlaklara odaklanır. Bütün öyküleri birlikte okumak, erken dönem arayışlarıyla sonraki metinlerin daha belirgin toplumsal ve cinsiyet temalarını karşılaştırma olanağı verir. Koleksiyonun bütünlüğü kronolojiden çok dilin insanı hem kuran hem sınırlayan yapısına duyulan ısrarlı ilgiden doğar. Bu geçişler, yazarın anlatı diliyle düşünce arasında kurduğu sürekliliği de belirginleştirir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“... her şey nasılsa öyle olmuştur, her şey nasılsa öyledir, her şeye bir neden aramaktan vazgeçiyorum.”
“Ateşim benim. Suyum. Dalgam. Toprak hattım. Şayet’im. Fakat’ım. Benim ya’m. Benim ya da’m.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş