
Bana senden her şey beklenir derlerdi, bana kalırsa, bu hiçbir şey beklenmemesinden çok daha iyiydi.

Jean-Louis Fournier, Otopsim’de kendi yaşamına sıra dışı bir noktadan bakar: Anlatıcı ölmüş, bedeni otopsi masasına yatırılmıştır; buna rağmen hissetmeyi, hatırlamayı ve anlatmayı sürdürür. Bu kurmaca düzenek, yazarın geçmişini uzaktan ve doğrudan incelemesine imkân verir. Masadaki beden ile konuşmayı sürdüren bilinç arasındaki karşıtlık, kitabın hem karanlık hem de oyunbaz çerçevesini kurar.
Fournier bu kişisel otopsi sırasında aşklarını, eşini, iş yaşamını ve üzerinde iz bırakan anıları yeniden değerlendirir. Aile anlatılarıyla tanınan yazar, bu kez başkalarının hikâyesinden çok kendi seçimlerini ve ilişkilerini masaya yatırır. Hatıralar, hayatın farklı dönemlerini tek bir kesin hükme bağlamadan yan yana getirir. Her anı, anlatıcının kim olduğunu ve geride bıraktığı hayatı hangi gözle gördüğünü yeniden sorgulamasına yol açar.
Ölüm fikrinin ağırlığına karşın anlatının belirleyici tonu Fournier’nin mizahıdır. Otopsi masasında bile görünüşü ve yaşadıkları üzerine şaka yapabilen anlatıcı, geçmişe hem şefkatli hem de eleştirel bir gözle yaklaşır. Duygusal hesaplaşma, ağır bir itiraf biçimine dönüşmek yerine yazarın kendine yönelttiği ince alayla ilerler. Otopsim, insanın kendi hayatını son bir kez gözden geçirmesi fikrini, hatırlama ile kendini sorgulama arasındaki ironik bir özportreye dönüştürür.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Bana senden her şey beklenir derlerdi, bana kalırsa, bu hiçbir şey beklenmemesinden çok daha iyiydi.
Kültür, merak duygusunun ödülüdür.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş