
Osmanlı Türkçesi, geçmişte kalmış ve bugünkü dilden bütünüyle kopuk bir sistem midir? Mustafa Özkan, Osmanlı Türkçesi kitabında bu yaygın ayrımı reddederek onu Türkiye Türkçesinin tarihsel gelişimi içinde konumlandırır. Eski Anadolu Türkçesi denen ilk devreyi de kapsayan süreç, XIV. yüzyıldan XX. yüzyılın başlarına kadar izlenir; günümüzde konuşulan Türkiye Türkçesi ise bu birikimin devamı olarak değerlendirilir.
Türkçenin farklı adlarla anılması, dilin geniş bir coğrafyaya yayılması ve çeşitli lehçelere ayrılmasıyla açıklanır. Osmanlı dönemi yazı dili, ihtiyaç duyduğu malzemeyi aynı kültür çevresindeki başka dillerden almış; üç dilin imkânlarını kullanırken pek çok kelime ve terkibi Türkçeleştirmiştir. Özkan, bu etkileşimi dilin özünden uzaklaşması gibi değil, ortak İslam uygarlığı içinde oluşan kültürel gelişmenin parçası olarak ele alır. Beş yüz yıllık medeniyet birikimi, sözcüklerin ve metinlerin ardındaki tarihsel zemini oluşturur.
Kitap, eski eserleri okuyabilmek ve kültürün derinliklerine inebilmek için Osmanlı Türkçesi bilgisinin neden gerekli olduğunu gösteren bir kılavuz olarak tasarlanmıştır. Dil tarihi, metin okuma ve kültürel süreklilikle ilgilenen okurlar için temel kavramları tek bir çerçevede toplar; alfabe ile söz varlığını tarihsel bağlamından koparmadan, bugünün Türkçesiyle geçmiş yazı dili arasındaki bağı anlamayı amaçlar. Bu yaklaşım, eski metinlere erişimi dilin yaşayan devamlılığıyla ilişkilendirir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş