
Keman çalan bir insanın fotoğrafı her zaman etkilemiştir beni. Tüm dertlerini başını omzuna yasladığı bir dostuna anlatıyor gibidir kemancı.

Bir gemi tehlikeye girdiğinde önce kim kurtarılmalıdır: çocuklar mı, kadınlar mı, yoksa hiç kimse gemiyi terk etmek istemez mi? Sunay Akın, Önce Çocuklar ve Kadınlar’da bu sorudan hareketle tarih içinde gözden kaybolmuş insanlara ve nesnelere yönelir. Gemiler, şairler, gezginler ve âşıklar, unutulmuş bir batığın parçaları gibi öykülerin içinde yeniden yüzeye çıkar.
Kitabın denizcilik dili yalnızca gemileri konu alan metinlerle sınırlı kalmaz. Çalan çanlar, koşuşturan miçolar ve ayaklara vuran dalgalar, geçmişi kuru bilgiler dizisi olmaktan çıkarıp duyularla izlenen bir yolculuğa dönüştürür. Yazar, birbirinden uzak görünen tarihî ayrıntıları şaşırtıcı bağlantılarla yan yana getirirken merakı anlatının hareket noktası yapar. Bu bağlantılar her parçaya yeni bir keşif duygusu ve canlı bir ritim kazandırır.
Her öykü, geçmişin kıymetli fakat kolayca unutulan bir parçasını karaya çıkarma çabası taşır. Mizah ve şiirsel çağrışımlar, anlatılan kişilerin insani yanlarını öne çıkarır; tarih, yalnızca büyük olaylarla değil küçük karşılaşmalar ve beklenmedik izlerle de kurulur. Ortaya çıkan koleksiyon, okuru batmayacağı söylenen hayalî bir geminin güvertesinde zamanlar ve hayatlar arasında dolaştırır.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Keman çalan bir insanın fotoğrafı her zaman etkilemiştir beni. Tüm dertlerini başını omzuna yasladığı bir dostuna anlatıyor gibidir kemancı.

Atatürk'ün top arabasına konulan cenazesini görmeye gelen Mina Urgan, aile dostu bir avukatın Karaköy'de caddeye bakan bürosuna gider. Top arabası görülünce dolu yağıyormuşçasına 'çıt çıt çıt' sesleri duyulur aniden. Giysilerinin düğmelerini koparıp yere atan Yahudiler çıkarır bu sesi. Ölenin ardından düğme koparıp yere atmak bir yas geleneğidir Yahudilerin.

Farelerden kurtulmanın çaresi, Çin filosuna ait gemileri ziyaret sırasında bulunur. Çinlilere sorunlarını anlatan denizcilerimiz, farelerden kurtulma konusunda son derede ilginç ve bir o kadar da korkunç bir yol öğrenirler! Çinli denizciler on-on beş tane farenin yakalanıp bir tel kafese kapatılmasını ve sadece su verilmesini önerirler. Üçüncü günün ardından açlıktan farelerin birbirini yemeye başlayacağını ve iki hafta sonra hayatta kalmayı başaran üç dört tane güçlü farenin gemiye salınmasını söylerler. Çin gemilerinde kullanılan bu yönteme göre yamyamlaşan fareler hemcinslerini yiyecek, onlara yakalanmak istenmeyenler de gemiden denize atlayacaktır.
“Denizcilik kurallarına göre, yolcuların gemiyi terk etmelerini gerektirecek bir kaza sırasında, cankurtaran sandallarına biniş öncelliği çocukların ve kadınlarındır. Her ne kadar böylesi bir anda, görevliler, "Önce…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş