
"intihar" kelimesinin "özgür ölüm"le değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Baek Se-hee, Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum’da sürekli bir keder, kaygı ve kendinden kuşku hâliyle yaşarken psikiyatristiyle yaptığı görüşmeleri kayda geçirir. On iki haftaya yayılan konuşmalar, dışarıdan işlevsel görünen bir hayatın içinde depresif duyguların nasıl saklanabildiğini açar. Yazarın bir yandan yok olma isteğini, öte yandan sevdiği tteokbokkiyi düşünmesini yan yana getiren başlık, ruhsal acının gündelik hazları bütünüyle ortadan kaldırmayan çelişkili yapısını özetler. Metin, kesin çözümler sunmak yerine, düşünce kalıplarının ve öz eleştirinin konuşma içinde görünür hâle gelişini izler.
Kitabın gücü, terapiyi tek yönlü bir uzman anlatısına dönüştürmemesinde yatar. Soruların her zaman kesin yanıt bulmaması, iyileşmenin düz bir ilerleme olmadığını da dürüstçe gösterir. Baek’in soruları, tereddütleri ve geriye dönüşleri; mükemmeliyetçilik, başkalarının bakışı, yakınlık ihtiyacı ve kendini kabul etme güçlüğü arasında hareket eder. Diyalog biçimi, okuru bir teşhis listesinden çok, kişinin kendi dilini kurma sürecine yaklaştırır. Metnin duygusal karşılığı, karanlık düşünceler ile küçük yaşama dürtülerinin aynı anda var olabileceğini dürüstçe kayda geçirmesinde belirginleşir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

"intihar" kelimesinin "özgür ölüm"le değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.

“Bazen insan konuşacak gücü bulamaz; sadece anlaşılmak ister.”
“Suya battığımıda ayaklarımızın altında zemini, dibi hissetmek iyi gelebilir, çünkü kendimizi tekrar yukarı itebileceğimizi biliriz. fakat hayatınızdaki zemini hissedemiyorsanız korku fazla gelebilir o yüzden dibe vurmak…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş