
“Görüyorsun işte, yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum... Hayat sanki durmuş gibi oluyor.”

Oblomov, Ivan Aleksandrovich Goncharov'un eylemsizlik, erteleme ve toplumsal çözülme temalarını unutulmaz bir karakter portresiyle anlattığı büyük Rus romanıdır. İlya İlyiç Oblomov'un yataktan kalkmakta bile zorlanan hali, yalnızca kişisel tembellik değil, aristokrat yaşam biçiminin tükenişi ve modernleşme karşısındaki donukluk olarak okunur.
Ivan Aleksandrovich Goncharov, Oblomov'da mizah ile melankoliyi ustaca dengeler; dostluk, aşk, çalışma ahlakı, alışkanlık ve değişim korkusu romanın ana damarlarını oluşturur. Rus klasikleri, karakter merkezli romanlar ve toplumsal hiciv seven okurlar için kitap son derece zengin bir deneyimdir. Oblomovluk denen ruh hali, okuru kendi ertelemeleri ve konfor alanları üzerine düşünmeye de çağırır. Bu etki sarsıcıdır.
Bookspace topluluğundan 18 gönderi

“Görüyorsun işte, yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum... Hayat sanki durmuş gibi oluyor.”

Ah bu hayat,dedi. -Nesi varmış bu hayatın? -İnsana rahat vermiyor.başını derde sokuyor.ne olur,şöyle bir yatıp uyuyabilsem.. Hiç kalkmadan...

“Yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum...”

Birbirinin iyi yanlarından zevk alıp kötü yanlarına kızmamak için büyük bir yaşama deneyi akıl olgunluğu ve insan sevgisi gereklidir.

zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: “onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek...”

“İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.”

oblomvo içini çekti: -Ah! Bu hayat, dedi. -Nesi varmış bu hayatın? -İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor.

"Garip değil mi, acı da, sevinç de insanda aynı etkiyi yapıyor; soluğumuz kesiliyor, insanın ağlayası geliyor."

Size hasetle bakmaktan korkuyorum. Mutluluğunuzun aynasından benim harcanmış perişan hayatımı görürüm. Başka türlü de yaşayamam artık.

- Niçin uyuyorsun? - Vaktin nasıl geçtiğini bilmemek için.
İnsan ne için yaşadığını bilmediğinde, sadece günden güne yaşar,günün bittiğine, gecenin geldiğine sevinir ve uykuda bugünü neden yaşadığı ve bir sonraki günü neden yaşayacağı gibi sıkıcı soruları unutabilir.
Elveda cennetim, benim parlak, huzurlu yaşam idealim!

"Tembel, işten kaçan ve işsizlikte mutluluğu bulan adamdır. Oblomov'sa hiçbir zaman işe girmeyen, işsizlikten de zevk alamayan bir adamdır."

Annesinin rüyalarına büyük bir devlet adamı olarak giren Oblomov, küçük bir memur bile olamamıştır...

Oblomov, ekmeğini kendi kazanan insanlar arasında ne yapacağını şaşırır; yavaş yavaş söner, hayatla arası her gün biraz daha açılarak, sonunda toplumdışı bir insan, kendini taşıyamayan bir yük olur.

“Çok eskiden atalarının kazandığı mülke ve isme hiçbir şey eklemeden rahatça yaşamak imkanını bulan derebeyleri için mutluluk çalışmakta değil,işsizlikte; değer, çalışanda değil, çalışmayan da idi.”

..

kendini ombolomov gibi hisseden var mı