
“Kim için yaşayabilirim, hangi gaye için? neyi arayacağım? ne için savaşacağım? neyin rüyasını göreceğim? hayatın çiçekleri döküldü, sadece dikenleri kaldı.”

İvan Aleksandroviç Gonçarov'un Oblomov adlı romanı, harekete geçemeyen, hayalleriyle gerçek hayatın talepleri arasında sıkışan İlya İlyiç Oblomov'un unutulmaz portresini çizer. Tembellik burada basit bir alışkanlık değil, toplumsal değişime, sınıfsal alışkanlıklara ve içsel uyuşukluğa bağlı derin bir varoluş halidir.
Oblomov, Rus edebiyatında karakter yaratımının en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkar. İvan Aleksandroviç Gonçarov, kahramanını alaya almakla yetinmez; onun saflığını, korkularını ve dünyadan çekilişini de incelikle gösterir. Roman, eylemsizlik, dostluk, aşk ve modernleşme baskısı üzerine düşünen okur için hem hüzünlü hem de ironik bir klasik deneyim sunar.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“Kim için yaşayabilirim, hangi gaye için? neyi arayacağım? ne için savaşacağım? neyin rüyasını göreceğim? hayatın çiçekleri döküldü, sadece dikenleri kaldı.”

“İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.”