
Cengiz Dağcı, O Topraklar Bizimdi'de Kırım'ın Akmescit yakınındaki Çukurca köyünü, toprağına bağlı bir toplumun baskı ve savaş karşısındaki değişimi üzerinden anlatır. Daha önce Kızıltaş sürgününden kurtulan Selim, Rus eğitiminin ardından köye kolhoz reisi olarak döner. Görevi onu kendi insanlarıyla devlet düzeni arasında bırakır: Köylüler sürülmemek ve hayatta kalmak için günü kurtarmaya çalışırken Selim, benimsediği sistem ile ait olduğu toprakların hafızası arasındaki mesafeyi giderek daha ağır hisseder.
İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması Çukurca'daki dengeleri sarsar. Kolhozların kaldırılması, camilerin yeniden dolması ve insanların kendi tarlalarını işlemesi, kaybedilmiş hayatın geri dönebileceği umudunu doğurur. Fakat bu ara dönem kalıcı değildir. Rusların galibiyeti köyün umutlarını katliam ve yeni bir sürgün tehdidine çevirir; kurtulabilenler de yurtlarından koparılır. Tarihsel olaylar, Selim'in kendi toplumuna yabancılaşması ve yeniden onların acısına dönmesiyle kişisel bir ağırlık kazanır.
Dağcı'nın romanı, vatanı coğrafyanın ötesinde dil, inanç, emek ve ortak hatıralarla kurulan bir aidiyet olarak işler. Selim'in konumu, siyasi düzenin insanı hem bedenen hem düşünce bakımından nasıl mahkûm edebileceğini gösterir. Kırım anlatılarıyla ilgilenen okur için metnin etkisi, kolektif yıkımı tek bir kişinin parçalanmış bağlılığında duyurmasından gelir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş