
İnsanların hakkımda ne düşündüklerini önemsiyor olsam hayatım nasıl olurdu kim bilir?

İrlanda'nın küçük bir kentinde aynı okula giden Connell ile Marianne, birbirinden çok farklı toplumsal konumlarda yaşar. Connell başarılı, sevilen ve çevresine uyum sağlayan bir öğrenciyken Marianne dışlanan, içine kapanık ve yalnız bir gençtir. Sally Rooney, Normal İnsanlar romanında gizli başlayan yakınlıklarını lise yıllarından üniversite hayatına kadar izler. İkisi arasındaki çekim güçlüdür; ancak sınıf farkı, arkadaş çevreleri, aile ilişkileri ve kendileri hakkında kurdukları yanlış yargılar, bir arada kalmalarını sürekli zorlaştırır. Roller değiştikçe okulda güçlü görünen kişi üniversitede yabancılaşabilir, yalnız görünen kişi ise yeni bir çevrede kendine yer açabilir.
Roman, büyük dönüm noktalarından çok konuşmaların, suskunlukların ve yanlış anlaşılmaların bir ilişkiyi nasıl biçimlendirdiğine odaklanır. Connell ile Marianne birbirlerine destek olurken aynı zamanda birbirlerinin kırılganlıklarını da açığa çıkarır. Ruh sağlığı, aile baskısı, cinsellik, yakınlık ve kişinin kendine verdiği değer anlatının duygusal yükünü taşır. Rooney'nin sade ve dikkatli anlatımı, sevmenin tek başına doğru iletişim kurmaya yetmediğini gösterir. Normal İnsanlar, iki gencin birbirinden kopup yeniden yakınlaşan hikâyesi aracılığıyla aidiyet, sınıf ve özgürleşme meselelerini inceleyen çağdaş bir ilişki romanıdır.
Bookspace topluluğundan 12 gönderi

İnsanların hakkımda ne düşündüklerini önemsiyor olsam hayatım nasıl olurdu kim bilir?
Kendimi yalnız bırakılmış hissediyordum.
Seninleyken hiç yalnız hissetmiyorum.
Hiçbir his yoktu içinde. Dondurucudan çıkarılmış bir yiyecek gibiydi; sanki dışı hızla erimiş ve her tarafa akmış haldeydi ama içi hala kaskatı, donuktu.
Birkaç haftaya kalmadan Marianne başka insanlarla yaşıyor olacak, başka bir hayatı olacak. Ama kendisi başka biri olmayacak. Kendisi aynı, vücuduna hapsolmuş aynı insan olacak. Onu bu durumdan kurtarabilecek ya da gideceği bir yer yok. Başka bir yer, başka insanlar, ne fark eder ki?
... herhangi bir sebepten seni asla kaybetmek istemem.
Eric'in ona söyleyebileceği en korkunç sözlerdi bunlar, duymak hayatını bitirdiği için değil bitirmediği için. Uğruna kendi mutluluğunu ve bir başkasının mutluluğunu harcadığı sırrın başından beri önemsiz ve değersiz olduğunu anladı o an.
Şu dünya, sevgi denen şeyi kimsenin şiddetin en adi ve aşağılık biçimlerinden ayırt edemediği kadar kötü bir yer olabilir mi?

“Birçok insanın hayatı bir başkasıyla yakınlaşamadan öylece geçip gidiyor”
Onunla birlikte olmanın yalnızlığına iyi geleceğini düşünmüştü ama birliktelikleri yalnızlığını sanki içine ekili, öldürülmesi imkansız inatçı bir şey haline getirmişti.
Marianne'de "sıcaklık" olmadığını düşünüyor; kastettiği? kendisinden nefret eden insanlardan sevgi dilenmeyişi.

okuyun tavsşye ederim ( ay söyledi)
“Erkeklerin asıl derdinin kendi özgürlüklerini gerçekleştirmekten çok kadınların özgürlüklerini sınırlamak olduğunu anladım.”
“Marianne, dedi, hiç inançlı biri değilim ama bazen Tanrı’nın seni benim için yarattığını düşünüyorum.”
“İnsanların hakkımda ne düşündüklerini önemsiyor olsam hayatım nasıl olurdu kim bilir?”
“Gitmelisin, diyor Marianne. Ben hep burada olacağım. Biliyorsun.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş