
Buradaki paradoks, senin paradoksun şu: Kendini hakikat arayışına adıyorsun ama keşfettiklerinin görüntüsüne dayanamıyorsun.

On dokuzuncu yüzyıl Viyana'sında Lou Salomé, umutsuzluğa sürüklenen Friedrich Nietzsche'ye yardım etmesi için tanınmış doktor Josef Breuer'e başvurur. Irvin D. Yalom, Nietzsche Ağladığında romanında tarihsel kişileri kurmaca bir karşılaşmada buluşturarak felsefe ile psikoterapinin doğuşunu aynı odada tartıştırır. Nietzsche yalnızlığı, acıyı ve bağımsızlığını korumakta kararlıdır; Breuer ise saygın hayatının ardında kendi sıkışmışlıklarıyla uğraşır. Doktorun hastayı tedavi etmeye çalıştığı görüşmeler, kısa sürede iki erkeğin birbirinin korkularını ve savunmalarını sorguladığı çift yönlü bir hesaplaşmaya dönüşür. Viyana'nın entelektüel çevresi bu karşılaşmaya tarihsel bir zemin sağlar.
Genç Sigmund Freud'un da yer aldığı anlatı, kader, inanç, hakikat, özgürlük, irade ve mutluluk sorularını karakterlerin kişisel krizleri üzerinden ele alır. Breuer'in mesleki güveni ile Nietzsche'nin yardım kabul etmeyen tavrı arasındaki gerilim, konuşmaların düşünsel olduğu kadar duygusal olmasını sağlar. Yalom, fikirleri uzun açıklamalara hapsetmeden seçimlerin ve ilişkilerin içine yerleştirir. Nietzsche Ağladığında, tarihsel gerçeklik iddiası kurmadan psikolojik çözümleme ile felsefi diyaloğu birleştiren; umutsuzluğun nasıl anlaşılabileceğini ve insanın kendisiyle yüzleşmesinin ne talep ettiğini araştıran sürükleyici bir düşünce romanıdır.
Bookspace topluluğundan 33 gönderi

Buradaki paradoks, senin paradoksun şu: Kendini hakikat arayışına adıyorsun ama keşfettiklerinin görüntüsüne dayanamıyorsun.

“Bu mezarlara bakan kimse yok, çünkü bunları tanıyan kimse kalmamış. İşte onlar ölü olmanın ne demek olduğunu biliyorlar.” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

Tam inzivaya çekilmek stresi ortadan kaldırmaz, aksine bunun kendisi başlı başına bir strestir. Yalnızlık, hastalıkların üreyebileceği en uygun ortamdır.

“Uçmak istiyorsunuz ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız.”

Bence, ben yirmi yaşımdan beri kırkımı yaşıyorum.

Zaman durdurulamaz: Bu bizim sırtımızdaki en büyük yük. En büyük mücadelemiz de bu yüke rağmen yaşayabilmek.

Aktif unutma diye bir şey olabilir mi acaba - bir şeyi önemsiz olduğu için değil, çok önemli olduğu için unutmak yani?

“Arzu edilenden çok arzulamaya âşığızdır.” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

“…Hakîkati bulmak isteyen insanın önce kendini tam anlamıyla tanıması gerektiğini iddia ediyor. Ve bunu yapmak için, o insanın geleneksel bakış açılarından hatta yaşadığı çağdan ve ülkeden kendisini ayırması gerektiği ve sonrada o mesafeden kendisine bakması gerektiğini söylüyor…”

İnsan dostunu düşmanından daha zor affediyor.

“ Tanrıyı öldürürseniz, onun tapınağına sığınmaktan da vazgeçmek, orayı terk etmek zorundasınız!” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

“Göğsündeki baskının ya da gerilimin ne önemi var? Sana kim rahatlamayı vaat etti? Bu yüzden mi uykuların kaçıyor? Nedir yani? Sana kim deliksiz uyku vaat etti?” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

“Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!” Nietzsche adeta haykırmıştı. “İnsanca, Pek İnsanca adlı kitabımda ileri sürdüğüm gibi, Pandora’nın kutusu açılıp, Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladık. Fakat Zeus’un arzusunun, insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.” ” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

“Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz: Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.“

Bunalım, öz farkındalığın bedelidir. Hayatınıza yeterince derinden bakacak olursanız çaresizliği her yerde bulursunuz.

“Mercek ne kadar detaylı gösterirse hasta o kadar çok zevk alırdı. İncelenmekten alman keyif o kadar büyük olurdu ki Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından uzun yaşamanın asıl acı yanının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı; hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet...” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?

"insanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir. "

Yalnız kalın yalnızlığınızı Sevin Yalnızlığınızı kaybetmeyin

Sevilmenin değil, anlaşılmanın peşindeyiz. Çünkü anlaşılmak, ruhun en derin ihtiyacıdır.

“Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır, diye düşünürüm her zaman.” Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom

İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır.

Kendi zayıflıklarını başkalarına yansıtan ve sonra da yalnızca kendi güçlerini artırmak için onlara yardımcı olur gibi görünen o papaz kılıklı iyileştiricileri iyi biliriz!
“Hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz?”
“Kozmik bakış açısı, trajediyi her zaman azaltır. Yeterince yükseğe tirmanirsak trajedinin artık trajik görünmediği bir yüksekliğe ulaşırız.”
“Zira aslında kimse kimseye yardım edemez; insan kendine yardım etme gücünü kendi içinde bulmalıdır.”
“Düşünceler, duygularımızın gölgesidir : ama her zaman daha karanlık daha boş ve daha sade”
“Şimdiki anı yaşamıyorum. Ya geçmişte ya da asla olamayacak bir gelecekte yaşıyorum.”
“Zirveye tırmandım ve tepedeki bu noktadan aşağıda neler olduğuna baktığımda gördüğüm şey yalnızca çürümeden ibaret; yaşlanmaya doğru inen bir yokuş. Beni rahatsız eden şey, inmek değil, yukarı çıkmamak.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş