
Max Frisch’in Montauk anlatısı, yazarla genç yayın çalışanı Lynn’in New York yakınlarındaki Montauk’ta geçirdiği bir hafta sonunu kayda geçirme girişimidir. Anlatıcı o iki günü “hiçbir şey uydurmadan” yazmak istediğini söyler; kıyı yürüyüşleri ve otel anları arasında geçmiş evliliklerini, ilişkilerini, çocuklarını, dostluklarını, yaşlanmayı ve yazarlık hayatını hatırlar. Şimdiki zamanın sınırlı mutluluğu, belleğin sürekli araya girmesiyle geniş bir öz değerlendirmeye dönüşür.
Frisch otobiyografi ile kurmaca arasındaki sınırı saklamaz; gerçek kişileri yazıya geçirmenin mahremiyet ve sahiplik sorununu metnin parçası yapar. Lynn anlatıcının geçmişini dinleyen bir araç değildir, kendi mesafesi ve geleceği bulunan bir kişidir. Parçalı yapı, anıların kronolojik bir hayat öyküsüne dönüşmesini engeller; tekrarlar ve boşluklar, anlatıcının kendisini bütünüyle açıklayamayacağını gösterir. Montauk’taki kısa ilişkinin değeri kalıcı olma vaadinden değil, geçiciliğinin dürüstçe kabul edilmesinden doğar. Yazmak, yaşanan anı korurken onu başkalarının hayatından alıp edebiyata dönüştürmenin bedelini de açığa çıkarır.
Anlatıcının eski ilişkileri anarken kendi sorumluluğunu ne ölçüde kabul ettiği, metnin açık sorularından biridir. Dürüstlük iddiası, anlatılan kişilerin aynı açıklıkla konuşma imkânına sahip olmadığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. Frisch bu eşitsizliği gizlemek yerine yazma eyleminin ahlaki huzursuzluğu olarak metinde tutar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş