" 'Dökülen su, asla bardağa dönmez'. İnsan değiştiremeyeceği şeyler için üzülmemelidir demek oluyor bu."

Eleanor Coerr'in Mieko ve Besinci Hazine romanı, 1945'te Nagasaki yakınındaki evinin bombardımanda yıkılmasının ardından ağır yaralanan genç bir kaligrafi öğrencisini izler. Mieko'nun eli yanıklarla zarar görür; fırçayı eskisi gibi tutamaması, bedensel kaybın yanı sıra sanatla ifade etme güvenini de sarsar. İyileşmesi için büyükannesiyle büyükbabasının yanına gönderildiğinde yeni bir okula başlar. Yaralı eli nedeniyle karşılaştığı alay, içine kapanmasını artırırken Yoshi'nin arkadaşlığı ve öğretmeninin desteği yeniden deneme ihtimalini açar. “Beşinci hazine”, kaligrafinin kâğıt, mürekkep, fırça ve mürekkep taşına eklenen, insanın kalbindeki güzellik ve cesarettir.
Coerr savaşın yıkımını büyük tarih anlatısından çok bir çocuğun gündelik hareketleri üzerinden gösterir. Fırçayı kaldırmak, bir işaret çizmek ya da sınıfa girmek Mieko için sabır gerektiren eşiklere dönüşür. Eser sanatsal yeteneği kusursuz el becerisine indirgemez; yaratıcılığın emek, ilişki ve özsaygıyla yeniden kurulabileceğini vurgular. Kısa anlatının duygusal ağırlığı, travmayı hızlı bir başarı öyküsüyle kapatmamasından gelir. Eserin temel karşılığı, kaybedildiği sanılan bir yeteneğin aynen geri dönmesinden çok, kişinin değişmiş hâliyle yeni bir ifade yolu bulabilmesinde yatar.
Bookspace topluluğundan 5 gönderi
" 'Dökülen su, asla bardağa dönmez'. İnsan değiştiremeyeceği şeyler için üzülmemelidir demek oluyor bu."
İç dünyasını yalnızca kendisi iyileştirebilir.
Değiştiremeyeceğin şeyleri kabul etmeyi öğreniyorsun... Ve en önemlisi, kendini kabul etmeyi öğreniyorsun...
İçimdeki tüm bu acı ve nefret yüzünden kalbimde güzelliğe yer kalmadı artık...
Fakat Mieko, bunların hiçbirini fark etmiyordu. Tek görebildiği, kendi yalnızlığıydı.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş