
“Hayaller yıkıldığında insanın içindeki renkler de söner.”

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil'in hayallerle gerçekler arasındaki kırılmayı anlattığı önemli Türk romanlarından biridir. Ahmet Cemil'in edebiyatla, aşkla ve yükselme arzusuyla kurduğu mavi düşler, zamanla hayatın sert koşulları karşısında siyaha dönen bir hayal kırıklığına dönüşür.
Halid Ziya, Mai ve Siyah'ta Servet-i Fünun döneminin sanat anlayışını, basın çevresini ve genç bir aydının iç dünyasını ayrıntılı bir psikolojiyle işler. Romanın gücü, yalnızca bireysel bir başarısızlık hikayesi anlatmasından değil, edebiyatla hayat arasındaki mesafeyi hüzünlü ve zarif bir dille görünür kılmasından gelir. Bu yönüyle eser, Türk romanının modernleşme hafızasında özel bir duraktır.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

“Hayaller yıkıldığında insanın içindeki renkler de söner.”

Gitmeliyim; o kadar uzak bir yere gitmeliyim ki, düşüncem şu geçen yaşamıma yetişemesin.

Ah! Zavallı hırpalanmış, ezilmiş hayat... Mai bir geceyle siyah bir gece arasında geçen şu nasipsiz, talihsiz ömür!..

Keşke sen de çıldıracak kadar öfkelensen de kendini böyle üzüntüye, umutsuzluğa teslim etmesen...

"Öyleyse ikimiz bir şemsiyeyle idare ederiz, benim şemsiyeme kendim zor sığıyorum ama varsın sol tarafım ıslanıversin..."

İnsan, üzüntülü ve sevinçli zamanlarında, kalbinin dayanamayacağından fazlasını duyarlı bir kalple bölüşmek ister…

Bak şu havaya, ne görüyorsun, yanılsamalardan oluşan kristal deryası... Gözlerinle onun içine girmeye çalış; o mavilikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun? Mavi... yalnızca mavi... Değil mi? Sonra, bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? Donmuş, simsiyah bir renk... Of!... O siyah tabakaları parçalayarak içeriye bak; in, in, in, ne kadar inebilmek mümkünse o kadar in; ne buluyorsun? O siyahlar içinde ne buluyorsun? Siyah... yalnızca siyah değil mi? işte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mavi ve yalnızca mavi; aşağı bakılsa siyah yalnızca siyah... Bir şey ki mavi ve siyah olsun.