
<p> Mahşer, yönünü Boğaz'a çevirdi. Suların üzerinde akıp giden gemileri seyrederken maziye daldı. </p> <p>Gedikpaşa'da ayakkabıcılık yaptığı günleri hatırladı. Mercan'da çanta satmıştı. Adana'dan Samsun'a, uyuşturucu pazarlanan kahvelerden komilik yaptığı lokantalara, okuyup adam olma kararı aldığı günlere, Halim Bey'in nasihatlerine kadar... </p> <p>Yokluk günlerini varlık günleri kovalamış, çok büyük nimetlere kavuşmuştu. O günden bugüne... Öğretmenlik ve yazarlık... Her şeyi Allah veriyordu. Aşı da eşi de... </p> <p>Durdu, eşine ve çocuklarına baktı. Çocuklar büyümüş, serpilmişlerdi. Duygulandı, gözleri nemlendi.</p> <p>Sonra öğretmenlik günlerini ve kendisini perişan eden rüyayı anlattı. </p> <p>"İşte böyle yavrularım" dedi Mahşer. "Rüyadan sonra her günü, mahşeri düşünerek yaşıyorum. Mahşeri unuttuğum gün, yüreğim pişmanlıkla kavruluyor. Namaza o günü düşünerek duruyor, secdeye hesabın dehşetini düşünerek kapanıyorum. Her günümü mahşere göre yaşamaya çalışıyorum."</p> <p>Masayı derin bir sükût kapladı. Herkes duygulanmıştı.</p>
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!