Banu Ertuğrul'un Lugat 365: Bazı Kelimeler Çok Güzel kitabı, gündelik dilden yavaş yavaş çekilen kelimelerin peşine düşer. Artık cümlelerde seyrek görülen sözcükleri yalnızca sözlük anlamlarıyla değil, taşıdıkları hikâyeler, çağrışımlar ve seslerle birlikte ele alır. Bu yaklaşım dilin geçmişten bugüne aktardığı kültürel birikimi öne çıkarır; unutulmaya yaklaşan kelimelere bir tür saygı duruşunda bulunur.
Kitabın çıkış noktası, hızlı iletişimin ve emojilerin karmaşık duyguları tek bir işarete indirgediği bir dönemde kelimelerin ağır ve ayrıntılı bulunmasıdır. Aşk, hasret ve vuslat gibi deneyimlerin incelikleri, onları anlatan sözcükler kullanılmadığında giderek daralır. Ertuğrul, dildeki bu kaybı yalnızca nostaljik bir yakınma olarak değil, düşünme ve hissetme imkânlarının azalması olarak değerlendirir.
Lugat 365, kelimelerin geçmişleriyle bugünkü hayat arasındaki bağı canlı tutan kısa metinlerden oluşan bir dil yolculuğudur. Sözcüklerin melodisine, kökenine ve kullanımındaki nüanslara dikkat çekerken okurun kendi kelime dağarcığıyla ilişkisini de yeniden düşündürür. Seçki, unutulan ifadeleri vitrine kaldırmak yerine onları yeniden konuşmanın ve yazmanın parçası hâline getirmeyi amaçlayan sıcak, merak uyandırıcı bir bütün niteliği taşır.