
“E kitap oku sen de Leyla’ya.” “N’abayım?” “Biz her gün Zeynep’le sahile iniyoruz. Ben okuyorum, o dinliyo. Kitap heyecanlıysa bazen elimi tutuyo, bazen de kafasını böyle omzuma koyuyo. Yüreğim ısınıyo yanında. İşe yarıyo yani. Dene sen de.”

Leyla ile Mecnun'un hikâyesi, aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başlar. Burak Aksak, Leyla ile Mecnun romanında yarım kalmış bir aşkı döngüsel zaman fikriyle yeniden kurar. Mecnun farklı seçimler yapsa bile benzer bir hayata dönmenin ağırlığını taşır; bu kez Leyla'ya kavuşup kavuşamayacağı, anlatının hem duygusal hem de fantastik sorusudur. Çöl, kavuşamayan âşıkların kaybolduğu gerçeküstü bir mekân ve Mecnun'un iç dünyasının karşılığı olarak belirir.
İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Aksakallı Dede ve diğer tanıdık karakterler yeni bir macerada yeniden buluşur. Her biri gündelik hayatın küçük sıkıntılarını absürt olaylarla yan yana getirir. Aşkın kaderle ilişkisi, zamanın tekrarları ve bozulan dengenin sonuçları, mizahın arkasındaki temel gerilimi oluşturur. Yarım kalan hikâyelerin tamamlanma isteği, karakterleri yeni başlangıçlara sürükler.
Leyla ile Mecnun, televizyon dünyasındaki karakterleri birebir tekrar etmek yerine Burak Aksak'ın kalemiyle başka bir kurmaca yol açar. Romantik anlatı; fantastik düşünce, mahalle mizahı ve hüzünle birleşir. Mecnun'un arayışı yalnız sevdiği kıza ulaşmak değildir; kendi çölünden çıkmanın ve yaşamındaki döngüyü anlamanın da yoludur. Kitap, dizinin duygusunu seven okura tanıdık bir kadroyla bağımsız bir macera sunar.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

“E kitap oku sen de Leyla’ya.” “N’abayım?” “Biz her gün Zeynep’le sahile iniyoruz. Ben okuyorum, o dinliyo. Kitap heyecanlıysa bazen elimi tutuyo, bazen de kafasını böyle omzuma koyuyo. Yüreğim ısınıyo yanında. İşe yarıyo yani. Dene sen de.”
“Mecnun n'aber?" "İyi be Kamil Abi, deplasmanda alınan 1 puan gibiyim. Küme düştüm düşücem ama hâlâ bi' puan altın değerinde diye kandırıyorum kendimi."

Yüreğim biraz tozdur kusura bakma. Bugüne kadar kimse girmedi içeri ne yapsın garip?
İşlerin ters gitme ihtimali varsa, mutlaka ters gider. Kaan buna “Murphy Kanunları” diyor. Annemse “Besmelesiz çıkıyon evden ondan oluyo, sağ ayağınla çık şu evden” diyor.
Zaman mı daha acımasız yoksa insan mı?

sevdiğin birinin sesini unutmak nasıl bir duygu bilir misin
Hiçliğin tam ortasına "şu an buradasınız" yazan bir levha koymuşlar ve beni de o levhaya bir nokta olarak iliştirmişler sanki.

İki tane vuram mı kafasına? Vurdurursak düzelir belki.

belki bir şiirin içinde rastlaşırız seninle.
“Yüreğim biraz tozdur kusura bakma. Bugüne kadar kimse girmedi içeri ne yapsın garip?”
“Dizlerimin üstüne çöküp kaldım. Daha doğrusu o dizlerinin üstüne çöküp kaldı. Diğer Mecnun. Ben olmayan ben. Leyla'nın adı bile yetti mutlu olmasına. Ağladı. Gözyaşları çölün kızgın kumlarını eritti. Kafasını kaldırıp…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş