
"Evi özleyip üzülmek ama nereye dönmek istediğim hakkında hiçbir fikrimin olmaması çok tuhaf."

James Dashner’ın Labirent: Ölümcül Kaçış romanında Thomas, hareket eden bir asansörde uyandığında kendi adından başka hiçbir şey hatırlamaz. Kapılar açılınca kendisini Kayran adı verilen, dev taş duvarlarla çevrili bir alanda bulur. Burada yaşayan çocuklar da geçmişlerini ve neden getirildiklerini bilmez; zaman içinde kendi kurallarını, görevlerini ve hayatta kalma düzenlerini oluşturmuşlardır.
Kayran’ı çevreleyen labirentin kapıları her sabah açılır, her akşam kapanır. Çıkışı aramak için duvarların ardına girenler, değişen yolları ve içerideki ölümcül tehlikeleri göze almak zorundadır. Gruba her otuz günde bir yeni çocuk gelirken bu düzenin kim tarafından ve hangi amaçla kurulduğu belirsizliğini korur. Thomas ise daha ilk günlerden itibaren labirentle açıklayamadığı bir bağ hisseder ve zihninin derinlerinde saklı cevapların peşine düşer.
Roman, hafıza kaybının yarattığı kimlik sorusunu kapalı bir topluluğun güven, korku ve liderlik mücadeleleriyle birleştirir. Thomas’ın çıkış yolu bulma isteği yalnız kendi geçmişini değil, Kayran’daki herkesin geleceğini de tehlikeye atabilecek kararlar gerektirir. Labirent: Ölümcül Kaçış, gizemini adım adım açan, dayanışma ile kuşkuyu karşı karşıya getiren ve özgürlüğün bedelini sorgulayan tempolu bir distopyadır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"Evi özleyip üzülmek ama nereye dönmek istediğim hakkında hiçbir fikrimin olmaması çok tuhaf."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş