1987 New York çevresinde geçen Carol Rifka Brunt'ın Kurtlara söyle eve döndüm romanı, on dört yaşındaki June'un çok sevdiği dayısı Finn'i kaybetmesiyle başlayan yasını izler. Finn'in ölümü, aile içinde konuşulmayan korkuları ve kırgınlıkları yüzeye çıkarırken June kendisini hem ablası Greta'dan hem de anne babasının açıklamalarından uzak hisseder. Cenazenin ardından Finn'in hayatında önemli bir yeri olan Toby ile tanışması, dayısı hakkında bildiklerinin eksik olduğunu gösterir. Başlangıçta güvensizlikle kurulan bu ilişki, iki kişinin aynı kaybı farklı biçimlerde taşıdığını fark etmesiyle dönüşür; Finn'in yaptığı portre ise aile bağlarının, kıskançlığın ve hatırlamanın somut odağı haline gelir.
Brunt büyüme hikâyesini AIDS krizinin yarattığı toplumsal korku ve sessizlikle birlikte ele alır. June'un bakışı, yetişkinlerin sakladığı gerçekleri hemen çözmez; bunun yerine sadakat, sır ve sevginin birbirine karıştığı alanlarda yavaş yavaş yön bulur. Greta ile arasındaki gerilim, kardeşliğin rekabet kadar korunma isteği de taşıdığını açığa çıkarırken Toby ile kurduğu bağ, yasın tek bir kişiye ait olmadığını gösterir. Romanın duygusal ağırlığı büyük açıklamalardan çok, yanlış anlaşılmış yakınlıkların ve gecikmiş konuşmaların sonuçlarında birikir.