"Hayatın akışı çok nadiren insanın kendi eline geçer. Ve o anları da insan zaten fark etmeden geçirir. Zayıflığını ise, ancak kaderin kendisini yendiği zaman fark eder. O zaman da yapacak pek bir şey kalmaz."

Nermin Bezmen'in Kurt Seyt ve Shura romanı, varlıklı bir Kırımlı Türk toprak sahibinin büyük oğlu Kurt Seyt ile soylu bir Rus ailesinin küçük kızı Shura'nın aşkını anlatır. İkili, yüksek sosyeteye ait bir baloda ilk görüşte birbirine âşık olur ve kısa süre içinde ilişkiye başlar. Farklı aile ve kültürlerden gelmeleri, aşklarını daha başlangıcından toplumsal beklentilerle karşı karşıya bırakır.
Seyt'in babası oğlunun Müslüman bir Türk kadınla evlenmesini ister. Shura'nın ailesi ise genç kızın bir Rus soylusuyla evlilik yapmasını bekler. Bu iki talep, kişisel seçimleri ailelerin kimlik ve statü anlayışıyla çatıştırır. Seyt ile Shura'nın birlikteliği, akrabaların müdahaleleri ve kendi çevrelerine bağlılık baskısı altında sürekli sınanır. Aşklarını sürdürmeleri, duygusal bağlılığın yanı sıra ait oldukları dünyalara karşı karar vermelerini gerektirir.
Yirminci yüzyılın başında Osmanlı ve Rus imparatorluklarını sarsan çalkantılar, aile içi gerilimi daha büyük bir tarihsel krize bağlar. Siyasal düzen değişirken güvenli yaşam, toplumsal konum ve gelecek beklentileri de belirsizleşir. Roman, iki insanın aşkını kültürel sınırlar, aile entrikaları ve imparatorlukların çözülüşü içinde ayakta tutma çabasına odaklanır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi
"Hayatın akışı çok nadiren insanın kendi eline geçer. Ve o anları da insan zaten fark etmeden geçirir. Zayıflığını ise, ancak kaderin kendisini yendiği zaman fark eder. O zaman da yapacak pek bir şey kalmaz."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş