
Bir ülkeyi yalnız orduları değil, fikir adamları, şairleri, ressamları da korur. Bilgi ve sevgi de bir koruma vasıtasıdır. Hem de en güzel, en tesirli koruma vasıtası!

Mehmet Kaplan’ın Kültür ve Dil kitabı, bir toplumun dünyayı anlama ve biçimlendirme tarzıyla kullandığı dil arasındaki güçlü bağı inceler. Kültür üzerine konuşanların farklı sonuçlara varması, yalnızca kişisel görüş ayrılıklarından değil, dayandıkları temel ilkelerin değişmesinden kaynaklanır. Türk kültürünün hangi kaynaklardan beslendiği, İslam’ın toplum yapısı üzerindeki etkisi ve batılılaşmanın nasıl yorumlanması gerektiği bu ayrılıkların başlıca alanlarıdır. Kaplan, kültürü insanın eşyayı kullanma ve ona hâkim olma biçimi olarak tanımlarken bu pratiğin dil sayesinde anlam kazandığını vurgular. İnsanlar nesneleri, gelenekleri ve kurumları yalnızca devralmaz; onları adlandırarak, yorumlayarak ve yeni kuşaklara aktararak kültürel bir bütün kurar. Bu nedenle dil, kültürün dışındaki nötr bir araç değildir. Bir toplumun tarihini, değerlerini ve dünya görüşünü taşır. Aynı biçimde kültür de ortaya çıktığı çevrenin düşünme alışkanlıklarından bağımsız ele alınamaz. Kitap, dildeki değişmeleri kültürel dönüşümlerle birlikte okumayı önerir ve modernleşme tartışmalarında kavramların önemine dikkat çeker. Kültür ve Dil, Türk düşünce hayatının temel meselelerini edebiyat, tarih ve toplum ekseninde buluşturan; dilin kimlik ve anlam kurmadaki rolünü açık, tartışmacı bir üslupla ele alan denemeler sunar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Bir ülkeyi yalnız orduları değil, fikir adamları, şairleri, ressamları da korur. Bilgi ve sevgi de bir koruma vasıtasıdır. Hem de en güzel, en tesirli koruma vasıtası!
“Türkiye'de ciddi bir kültür siyaseti olabilmesi için, ilkin siyasîlerin kültürlü olmalari ve kültürün mâna ve ehemmiyetini anlamalari lazimdir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş