
…çünkü iyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsiniz.

Beş yaşında yetim kalan bir çocuğun yeni ailesiyle kurduğu bağı anlatan Forrest Carter'ın Küçük Ağacın Eğitimi romanı, Little Tree'nin Cherokee kökenli büyükanne ve büyükbabasıyla Appalachian dağlarında geçirdiği yılları izler. Büyükbabası ona avlanma, çalışma ve doğayı dikkatle gözleme yollarını öğretirken büyükanne hikâyeler, dil ve topluluk belleği üzerinden başka bir bilgi alanı açar. Çocuğun eğitimi okul sıralarından önce ormanda, mevsimlerin değişiminde ve yetişkinlerin kararlarını anlamaya çalışırken biçimlenir. Ailenin yoksulluğu ile çevredeki önyargılar, sevgi dolu gündelik hayatı sürekli dış baskılarla karşı karşıya getirir. Bu gündelik dersler, doğadan alınanın boşa harcanmaması ve topluluk içindeki sorumluluğun paylaşılması düşüncesini besler.
Anlatı anı biçimini kullanan bir roman olarak doğa bilgisini, aile bağını ve kurumsal eğitim eleştirisini aynı çizgide buluşturur. Little Tree'nin bakışı yetişkin dünyasının ikiyüzlülüğünü her zaman adlandırmasa da davranışlar arasındaki farkı belirgin kılar. Yerel yaşamın ayrıntıları idealize edilmiş bir geçmiş duygusu taşıyabilir; buna karşılık çocuğun ailesinden ayrılma tehdidi, eğitimin kimin değerlerine göre düzenlendiği sorusunu keskinleştirir. Kurumun dayattığı tek biçimli kurallar ile ailesinden öğrendiği dikkat ve karşılıklılık arasındaki ayrım, büyüme hikâyesinin ahlaki gerilimini güçlendirir. Kitabın duygusal merkezi, öğrenmeyi itaatle eşitlemeyen ve aidiyeti gündelik emek, bakım ve kuşaklar arası aktarım içinde kuran aile ilişkisidir.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

…çünkü iyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsiniz.

“Büyükbabam derdi ki: İyi insan olmak için önce toprağı, sonra kalbini dinle. Çünkü ikisi de yalan söylemez.” 📚💜📚

Bir ölüm yürüyüşü romantik değildir oysa… Annesinin kollarında, annesi yürürken kapanmayacak gözlerle sarsılarak gökyüzüne bakan katılaşmış bebek hakkında şiir yazamazsınız.

tutumlu olmak ile cimri olmak arasında fark varmış.cimriysen,paraya tapan büyükbaşlar kadar kötü olurmussun ve paranı zorunlu olduğun şeyler için kullanmazmissin.Dediki, Bu şekildeysen,o zaman para senin tanrıdır ve bütün bunlardan iyi Bir şey çıkmaz

Büyükanne doğru yaptığımı söyledi; çünkü iyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsiniz. Ki bu da doğrudur.

"bundan kurtulmanın tek yolu hiçbir şeyi sevmemektir ki bu daha da kötüdür çünkü o zaman sürekli boşluk hissedersin."

dedi ki, "tutumluysan, paranı zorunlu olduğun şeyler için kullanırsın ama gevşek davranmazsın." bay şarap dedi ki bir alışkanlık başka bir alışkanlığa yol açar ve bunlar kötü alışkanlıklarsa, sana kötü bir kişilik verirmiş. "parana karşı gevşek davranırsan, zamana karşı da gevşek davranırsın. düşüncelerine ve başka her şeye karşı da... bütün insanlar gevşek davranırsa, o zaman politikacılar kontrolü alabileceklerini görürler. gevşek insanlar üzerinde kontrol kurarlar ve çok geçmeden bir diktatörün olur." bay şarap dedi ki tutumlu insanlar hiçbir zaman bir diktatörün kontrolüne girmezlermiş. ki bu doğruydu.
“bundan kurtulmanın tek yolu hiçbir şeyi sevmemektir ki bu daha da kötüdür çünkü o zaman sürekli boşluk hissedersin.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş