Kostas Mourselas’ın Kızıla Boyalı Saçlar romanının merkezinde, hayatını özgürlüğe adamış ve hiçbir insana, işe ya da yere kesin biçimde bağlanmak istemeyen Luis vardır. Kafasına eseni yapan, hayallerinin peşinden giden bu sevimli serserinin Aleka’yla kurduğu ilişki bile alışılmış evlilik ve sorumluluk ölçülerine uymaz. Luis’in çevresinde zorbalar, dolandırıcılar, küçük burjuvalar, eski solcular, kenar mahalle sakinleri, seks işçileri ve farklı tutkuların peşindeki insanlar toplanır. Bu kalabalık kadro, yalnız renkli bir arka plan oluşturmaz; belirli bir dönemin toplumsal çelişkilerini ve egemen değerlerini açığa çıkarır. Mourselas yalın ve mizah yüklü anlatımıyla sisteme, onun savunucularına ve insanların özgürlükten söz ederken kabul ettiği sınırlara sert bir eleştiri yöneltir. Kızıla Boyalı Saçlar, Luis’i kusursuz bir kahraman olarak sunmadan onun bağlanmama arzusunun çekiciliğini ve bedellerini birlikte düşündürür. Romanın alaycı tonu gündelik hayatın sert gerçeklerini hafifletmez; bu gerçeklerin etkisini keskinleştirir. Luis’in serüveni üzerinden okur, başkalarının özgürlüğüne hayran olmak ile kendi hayatında risk almak arasındaki mesafeyle karşılaşır. Eser bu nedenle insan özgürlüğüne yazılmış hareketli bir övgü kadar, toplumsal uyumun sınırlarına yöneltilmiş bir sorgulamadır.