
Jodi Picoult, Kız Kardeşim İçin romanında Fitzgerald ailesini ağır bir tıbbi ve etik çatışmanın ortasına yerleştirir. Lösemi hastası Kate’e doku uyumlu bir donör olabilmesi için dünyaya getirilen Anna, çocukluğu boyunca ablasının tedavileri için kan ve doku verir. On üç yaşına geldiğinde böbreğini bağışlaması istendiğinde kendi bedeni üzerinde söz sahibi olmak için hukuki yardım arar. Başvurduğu avukat Campbell Alexander, aile içindeki çatışmayı mahkeme salonuna taşıyan sürecin önemli aktörlerinden biri olur.
Anna’nın kararı, ailenin bütün üyelerini yıllardır normal kabul ettikleri fedakârlıkları yeniden değerlendirmeye zorlar. Anne Sara’nın Kate’i yaşatma çabası, baba Brian’ın koruyucu tutumu ve kardeş Jesse’nin ihmal edilmişliği aynı sorunun farklı yüzlerini açar. Değişen anlatıcılar tek bir ahlaki hüküm kurmaz; sevgi, ebeveyn sorumluluğu, hasta çocuğun gereksinimleri ve diğer çocuğun özerkliği arasındaki gerilimi büyütür. Her bakış açısı, aile üyelerinin aynı geçmişi farklı bir zorunluluk ve kayıp duygusuyla yaşadığını gösterir.
Bu çok sesli düzen, davayı basit bir aile içi anlaşmazlığın ötesine taşır. Tıbbi kararların hukuki sınırları ile bakım emeğinin duygusal yükü yan yana geldikçe kesin görünen doğrular sarsılır. İyi niyetle verilen kararların bile bir çocuğun bedenini, kimliğini ve aile içindeki yerini tartışmalı hâle getirebildiğini göstermesi, Kız Kardeşim İçin’in kalıcı etkisini belirler.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Bazen en çok istediğini elde etmek için en az istediğin şeyi yapman gerekir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş